Loading...
Ebru YılmazSayı 1

Akvaryum Terapi

Terapi sözcüğü kelime anlamı olarak “sağaltım” demektir. Diğer bir ifadeyle Terapi; bir hastalığı yenecek etkenleri ve bu etkenlerin kullanılma yöntemlerini bularak hastanın sıkıntılarını giderme, iyileştirme şeklinde tanımlanabilir.

Günümüzde uygulanan terapi yöntemleri çok çeşitli olmasına rağmen tarihi çok eskilere kadar uzanmaktadır. Bu yöntemlerden en ilginç olanı ise Hayvan Destekli Tedavi (HDT)’dir. HDT; kronik hastalığı olan bireylerde yaşam kalitesini desteklemek, ruh sağlığını olumsuz yönde etkileyen bozuklukların tedavi edilmesine yardımcı olmak amacıyla insan ve hayvan etkileşiminden yararlanılarak uygulanan destek bir tedavi biçimidir. Son yıllarda yapılan çalışmalar, HDT’nin halk sağlığı alanında bireylerin fiziksel, sosyal ve ruhsal tam iyilik hallerinin korunması ve geliştirilmesine yönelik önemli faydaları olduğunu göstermiştir.

Hayvan beslemenin terapi açısından sağladığı yararlar şöyle sıralanabilir;

  • Hayvan sahiplerinin, hayvan beslemeyenlerden daha az oranda depresyondan muzdarip oldukları,

  • Hayvan sahiplerinin, diğer insanlara göre stresli durumlarda daha düşük kan basıcına sahip oldukları,

  • Bir hayvanla oynamanın, seratonin ve dopamin seviyesini yükselterek sakinlik ve rahatlamaya yardımcı olduğu,

  • Hayvan sahiplerinin, diğer insanlara göre daha düşük trigleserid ve kollestrol seviyesine sahip oldukları ve bunlara bağlı gelişen kalp hastalıklarına daha az yakalandıkları,

  • Kalp krizi geçiren hayvan sahiplerinin, hayvan sahibi olmayan ve kalp krizi geçiren insanlardan daha uzun yaşadığı bilinmektedir.

  • 1995 yılında Maryland Hastanesinde Dr. Eriak Friedman 392 kalp kirizi geçirmiş kişiyi incelediğinde, yaşamlarında evcil hayvan olanların bir yıl sonra diğerlerinden sekiz kat daha fazla hayatta kaldıklarını ve yaşama daha bağlı olduklarını ortaya koymuştur.

  • Hayvan sahibi olan 65 yaş üstü insanların, hayvan sahibi olmayanlara göre yıllık doktor ziyaretlerinin %30 daha az olduğu,

  • Evcil hayvanın kedi veya köpek olması gerekmediği, hatta akvaryumdaki balıkların izlenmesinin bile kaslardaki gerilimi ve nabız hızını azalttığı gösterilmiştir.

Profesyonel yardım için eğitilmiş evcil hayvanlar (özürlülere yardım eden köpekler, epilepsi hastaları için yardımcı köpekler vb.) dışında herhangi bir eğitim almamış sıradan evcil hayvanların (kedi, köpek, kuş hatta balık) bizlere yaptığı pek çok destek kanıtlanmıştır.

Evcil hayvanlarımız, yanlızlığın zorluğunu ortadan kaldırır, stresi azaltır, sosyal iletişimi destekler, egzersiz ve oyun için bizleri cesaretlendirir ve koşulsuz sevgileri ile bize destek olurlar. Hayvan destekli tedaviler; kedi, köpek, yunus, at, hamster, tavşan, kuş ve balıklar kullanılarak yapılabilmektedir. Özellikle bu canlılar içerisinde balıklar sahip oldukları renkli dünyaları ile daha çok huzur ve terapi sağlarlar. Akvaryum ortamında balıkların seyredilmesinin veya hobi olarak uğraşılmasının sayısız faydaları vardır. Çünkü akvaryum ortamı su altı dünyasının küçük bir taklididir. Bu dünya renkleriyle izleyenleri cezbeder. Su sesinin de insanlara huzur verdiği tarihsel eski kayıtlarda bile geçmektedir. Suyun zaten rahatlatıcı ve negatif enerjiyi alan bir tarafı da vardır.

Ayrıca yapılan son araştırmalarda, Alzheimer hastalarının bulunduğu bakım merkezlerinde yemekhane ünitesine yerleştirilen akvaryumların, yemek yeme isteğini arttırdığı ve kilo alımını sağladığı da belirtilmektedir. Ortamda bulunan hastaların agresif davranışlarını azalttığı ve yaklaşık 30 dakika kadar dikkatlerini çekerek seyretmelerini sağladığı da kaydedilmiştir. Akvaryum içerisindeki muhteşem hazırlanmış dekor, rengarenk ve hareketli balıklar ile su sesinin rahatlatıcı ve huzur verici bir terapi etkisi olduğu belirtilmektedir.

Sanatsal ve tarihsel olarak balık yetiştiriciliği oldukça eskiye dayanmaktadır. Bugün bilinen ilk akvaryumun, M.Ö. 2500 yılında Sümerler tarafından yapıldığı bilinmektedir. Daha sonra I. yüzyılda Romalıların cam kaplar içerisinde balık beslediklerine ilişkin kanıtlar mevcuttur. Nehir ve göllerde doğal olarak yaşayan bu balıklar, ilk defa M.S. 265-316 yıllarında Çin’de doğal ortamı dışında yetiştirilmeye başlanmış, bundan birkaç asır sonra Avrupa’ya getirilebilmiştir.

Evlerimizde bir akvaryumda veya fanusta balık bakmak, beslemek çocuklarımız için de sorumluluk duygusunun gelişmesinde katkı sağlayacaktır. Akvaryumlar bulundukları ortamları renklendirdikleri gibi yemleme ve bakma gibi kişiye bir takım sorumluluklar da yükler. Bu sorumluluklar da insanın hayata bağlılığını artırır.

Akvaryumlar okullara, evlere ve ofislere de kurularak renkli ve huzur verici ortamlar oluşturulabilir. Ucuz oldukları gibi verdikleri keyif ve huzur da tartışılmazdır.

Doç.Dr.Ebru YILMAZ

© Bu sitede bulunan tüm yazılar Kültür Bakanlığının 2564-7350 ISSN numarası ile koruma altındadır. Kopyalama yapılamaz, çoğaltılamaz ve kaynak gösterilse dahi yazının tamamı ya da bir kısmı yayınlanamaz.

Yazarın Diğer Yazıları


Mandarin Balıkları
Yeni Başlayanlar İçin Tür Tavsiyelerim
Acı Balık ve Tatlı Su Midyesi
Arapaimalar
Yeni Tank Sendromu
Pacular
Pangasiuslar
Akvaryum Terapi
Mutlu Balıklar Yetiştirmek

Kaynaklar:

Cevizci, S., Erginöz, E. ve Baltaş, Z. 2009. Ruh Sağlığının İyileştirilmesinde Destek Bir Tedavi Yaklaşımı: Hayvan Destekli Tedavi. Nobel Medicus, 5 (1):4-9.

Kavlak, B., 2013. Evcil Hayvanların Terapötik Yararları. Bilgi Serisi 2. Liman Psikoloji Atölyesi, İzmir, 23 s.

İncazlı, S. B., Özer, S. ve Yıldırım, Y. 2016. Rehabilitasyon Hemşireliğinde Hayvan Destekli Uygulamalar. Balıkesir Sağlık Bilimleri Dergisi, Cilt: 5, Sayı: 2, 88-93.

Geldiay, R. 1985. Akvaryum. E. Ü. Fen Fakültesi, Bilgehan basımevi, İzmir, Türkiye, 186s.

Baran, İ., Timur, M. 1985. Balık yetiştiriciliğinin temel prensipleri: Ders Kitabı Akdeniz Üniversitesi, Türkiye,126s.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir