Loading...
Refet Ali YalçınSayı 10

Filtrasyon

Bu yazımda filtrasyon ile ilgili bildiğim kadarı ile detaylı ve temelden bilgiler vererek; filtre nedir, ne işe yarar, kaç tipi var, bakımı nasıl yapılmalıdır, filtreye neden ihtiyaç duyuyoruz, hangisini almamız lazım, içerisine hangi malzemeleri hangi sıra ile koymalıyız, gibi sık sorulan soruları cevaplamaya çalıştım.

Akvaryuma baktığımızda gördüğümüz taşları, kumu, bitkileri, balıkları, karidesleri doğada da görüyoruz ancak filtre borularını, ısıtıcıları, motorları görmüyoruz. Peki doğada bulunmuyorsa filtreye neden ihtiyaç duyuyoruz? Çünkü doğadaki yoğunlukta balık bakmıyoruz. Sualtı belgeselleri izlerken ya da dalış yaptığınızda birim hacime ne kadar az balık düştüğünü görebiliyorsunuz. Pek çok tür ilgimizi çekiyor ve keşke yerimiz olsa diyor, olabildiğince fazla tür bakmaya çalışıyoruz, balıkları yavrulatmak isteyip eş tutsunlar diye birden fazla balık alıyoruz. Bu kadar canlı yoğunluğunda canlı bakmak filtresiz bir şekilde sürdürülebilir olmayacağı için filtre kullanacağız. Yani normalde sadece akıntı yapan bir motor ile bıraksak ölecek olan sistemimizi makinelere bağlı olarak yaşatacağız. Buradan yapılacak ilk çıkarım; düşük canlı yüküyle bakılan sistemlerin daha stabil olacağı ve elektrik kesintileri gibi sorunlarda daha uzun süre sorun yaşamayacağıdır.

1.FİLTRASYON TİPLERİ

300 litrede 2 tane lepistes bakmayacağımız için filtrasyon lazım, buna ikna olması kolay ancak filtrasyon nedir ve tam olarak ne tür işlemler yapar da bize canlılar açısından yoğun bir ortamda balık bakma şansı sunar? Filtrasyon akvaryum suyunu canlılar için, görsel, kimyasal ve biyolojik olarak uygun değerlerde tutmaya yarayan işlemdir. Bunlar için de kullanılan filtrasyon tipleri mekanik, kimyasal ve biyolojik olarak üçe ayrılır.

Mekanik filtrasyon, elyaf, sünger, keçe gibi malzemelerle suda çözünmeden serbest yüzen pislikleri ve tortuları tutarak, suyun berraklaşmasını sağlar. Diğer filtre malzemelerinden daha önce konulur, böylece ondan sonra gelen biyolojik ve kimyasal filtrasyon malzemeleri tortuyla tıkanmadan daha uzun süre yüksek verimle çalışabilir. Olmazsa olmaz değildir. Kullanılmazsa balıklar ölmez ancak substrat çabuk işlevsizleşir sık sık tortudan arındırılıp çalkalanması gerekir. Tortular toplanmayınca da haliyle suda çok tortu dolanır ve suyun netliği azalır.

Demlikteki çayı süzerken çaya rengini veren yaprakları ağıza kaçmasın, dipte de kötü görünmesin diye süzgeç adlı bir filtre ile tutuyoruz bu mekanik filtrasyondu. Ne kadar ince süzgeç kullanırsak kullanalım çaydan suya salınmış maddeleri sudan ayıramayız çünkü çözünüp; suya rengini, kokusunu ve tadını verdiler. Kimyasal filtrasyon bu tip suda çözünmüş ve normal olarak da elyaf ile çekilemeyen maddeleri sudan çekmeye yarar. Yemler ve biyolojik işlemler sonucu suyun sararan rengini, suda oluşan kokuyu, yosun yapan fosfat, silkat gibi maddeleri uygun tutucular kullanarak sudan çekebilirsiniz. Karbon gibi malzemeler sudaki istenmeyen klor gibi inorganik ve renk ile koku veren bazı organik maddeleri tutarken, reçine gibi iyon değiştiriciler ise bir tip iyonu alırken, diğer tipi vererek değiş tokuş yapar, tutulması istenen maddeyi tutarken yerine başka bir madde salar. Kimyasal filtre de mekanik filtre gibi olmazsa olmaz değildir. Doğru malzemeler seçilirse canlıların su değişimleri arasındaki süreyi daha kaliteli geçirmesini sağlar. Filtrede son sıraya konulmaları gerekir, çünkü bu maddelerin çoğu ince gözenekli olduğu için biyolojik filtreden önce kullanılırsa filtreye gelen amonyağı ilk buraya yerleşen bakteriler kullanır, hem malzeme çabuk işlevsizleşir hem de sudan çıkarılınca biyolojik filtrasyon sarsılır.

Balıklar metabolik atık sonucu çok zehirli olan amonyak üretirler, bakteriler bu amonyağı daha az zehirli ama yine zehirli olan nitrite, başka bakteriler de nitriti, kısa dönemde zehir etkisi az olan, uzun dönemde yüksek miktarlara maruz kalınması tehlikeli olan nitrata çevirirler. Bu işlem azot döngüsünün oksijenli kısmıdır ve akvaryum hobisindeki açık ara en önemli “şey”dir, biyolojik filtrasyon ile alakalı makalede çok detaylı olarak nasıl işlediğini yazmıştım. Bu bakteriler suda serbest yüzmez yüzeye kolonileşirler ve biyolojik filtrasyonu gerçekleştirirler. Filtre malzemesi olarak kullanılan substratın üzerine yerleşirler ve işte burada gerçekleşen biyolojik filtrasyon olmazsa olmazdır. Filtredeki yeri mekanik filtrasyon malzemelerinden sonra, kimyasal filtreasyon malzemelerinden öncedir. Yokluğunda akvaryumda amonyak ve nitrit birikir, bu birikimin hızına göre balıklar ya hemen zehirlenir ölürler ya da bağışıklıkları zayıflar, türlü enfeksiyon kapar enfeksiyon ve/veya zehirlenmeden ölürler.

2.FİLTRE TİPLERİ VE SEÇİMİ

Durumun önemini görüp filtre kurmaya karar verdik. Peki filtreyi neye göre belirleyeceğiz? Filtrasyon tipi ve büyüklüğünü belirleyen temel parametreler; akvaryum hacmi ve içindeki balıkların toplam kütlesidir. Seçim yaparken yeni başlayanlar için genel olarak Tablo 1 kullanılır.

Tablo 1 – Basit bakışla filtre seçimi

Balıkların miktarı neden önemli? Çünkü siz yemi balık miktarına göre vereceksiniz ve filtrenin işleyeceği tortu ve amonyak miktarı da bu yüzden akvaryumdaki balıkların miktarına göre üretilecek. Peki neden balıkların boyuna değil kütlesine bakıyoruz? Çünkü uç uca eklenince toplamı 25 cm eden 5 cmlik 5 tane kardinal neonun ürettigi atık ile, 25 cmlik bir flowerhorn’un ürettiği atık karşılaştırılamayacak seviyede farklıdır. Bu nedenle aslolan beslenen balıkların toplam ağırlığıdır.

Filtre seçiminde akvaryum hacmi neden önemli? Kedi bakanlar kaka ve çiş için kedi kumu alırken evlerinin büyüküğüne göre değil, kedi miktarına göre alıyorlar ancak bizim balıklar ne yazık ki kediler gibi akıllı değil, gidip dışkılarını filtre çekişine yapmıyorlar, suya bırakıyorlar. Hoş dışkılarını oraya yapsalar da solungaçtan suya eriyik olarak salınan amonyak dışkıdan çok daha tehlikeli, o yüzden her halukarda suyun devamlı olarak devirdaim edilerek filtreye girmesi gerekiyor. Benzetmeye geri dönersek kediler sadece tuvaleti pisletiyor soluduğu havayı pisletmiyor, ancak balıklar soluduğu suyu kirletiyor o suyun temizlenebilmesi için devamlı olarak filtreye girmesi gerek. Genelde güçlü filtre almanın amacı yanlış değerlendirilip akvaryum içinde akıntı sağlamak zannedilebiliyor. Evet akıntı da önemli, ancak tek sorun akıntı yetersizliği olsa debisi yüksek büyük dış filtrelere para vermek yerine, debisi az filtreler alır akvaryuma akıntı desteği için dalga motoru koyardık ancak akvaryumdaki suyun sürekli ve yüksek debiyle filtreden geçmesi gerek. Bu miktar çok yoğun balıklı akvaryumlarda akvaryum hacmini saatte 10 defa, düşük yoğunluklu akvaryumlarda 2-3 defa, orta yoğunluklu akvaryumlarda ise 4-6 defa çevirecek kadardır. Örneğin orta balık yoğunluğundaki 300 litre bir akvaryuma 1200 litre/saat-1800 litre/saat arası bir filtrasyon gereklidir.

    1. Filtre Seçimindeki Önemli Parametreler

Filtre çeşitlerine girmeden önce bu çeşitleri değerlendirebilmek için gerekli parametreleri gözden geçirmeliyiz?

      1. Filtreden olmazsa olmaz beklentilerimiz nelerdir?

Akvaryum dışına su sızdırmaması: Özellikle dış filtre ve sump gibi filtrelerde bağlantı yerlerinden; doğru takmama veya malzeme kalitesi nedeniyle kaçak olabiliyor.

Akvaryum için yeterli debiyi üzerinden geçirebilmesi: Yeterli miktarda su filtreden geçmezse akvaryumdaki amonyak üretim hızı, filtredeki amonyak işleme hızını geçer ve amonyak birikmeye başlar, bu da büyük sorun getirir. Bu birikimde ışık yeterliyse yeşil su oluşturan yosunlar çıkar ve amonyağı filtredeki bakterilerden önce su akvaryumdayken kullanırlar ve yeşil su sorunu başlar, filtre şartları düzelse de artık suya yerleşmişlerdir ve amonyak filtreden önce onlara geldiği için kolay kolay gitmezler.

Biyolojik filtrasyon için yeterli alan sunabilmesi: Yeterli alan olmazsa üstteki maddedeki belirttiğim gibi; amonyak üretim hızı, işleme hızını geçer, örneğin balıklar saatte 3 birim amonyak üretilirken filtrede 2 birim işlenir ve her saat bir birim amonyak birikir, kritik seviye geçilince ölümler başlar.

2.1.2 Filtrede olursa iyi olur dediğimiz özellikler nelerdir?

Uygun fiyatlı olması: Kimi ürünler nitelik kimi ürünler ise nicelik ürünüdür. Işık, protein skimmer, substrat gibi ürünler nitelik ürünüdür. Filtre ve hava motoru gibi ürünler ise nicelik ürünüdür. Nitelik ürünlerinin kalitesizi alınırsa ürünün performansı çok etkisiz olur. Nicelik ürünlerinin kalitesizi ürün tipine göre yüksek elektrik sarfiyatı ve sesli çalışma gibi konfor sorunları yaratır ancak işlevini görür. Bu nedenle akvaryuma ayrılan bütçeyi ürünlere dağıtırken belli bir standart tutturmaya çalışmak gerekir.

Az elektrik harcaması: Bu özellik doğrudan bobin kalitesi ve filtre tasarımıyla alakalıdır. Her ürünün üzerinde yazan miktara güvenmeyip harcadığı enerjiyi bir güç metre ile ölçmek iyi olacaktır. Sump ve üst filtre gibi kapalı olmayan ve suyu yükseğe taşıyan sistemler, iç filtre ve dış filtre gibi kapalı sistemlere göre aynı debide daha fazla elektrik harcar.

Sessiz olması: Akvaryumların sessiz olması beklenir. Motor, su ve/veya kabarcık sesi olan ortamda yaşam konforu düşük olur. Bu açıdan en kötü filtre pipo filtrelerdir. Gerek kabarcık gerek hava motoru sesi, kendi de hava motoru da ne kadar kaliteli alınırsa alınsın en sesli filtre tipi olacaktır. Sumpda da su düşüşü nedeniyle ses olur ancak durso gibi sistemlerle bu ses düşük bir seviyeye düşürülebilir. Dış filtrede ve iç filtrede motorun üretim kalitesine göre değişen miktarda ses olabilir. İlk çalıştırmada bu daha fazla olacaktır, fişi çıkarıp takma, filtre sallama gibi yöntemlerle içindeki hava atılınca filtre ideal sesine ulaşır.

Az bakım istemesi: Filtreler kendi haline bırakılınca bir süre sonra tortular nedeniyle debi düşmesi ve/veya işlevsizleşme yaşar. Bu yüzden filtreye bakım yapmak gerekir. Bunu en az sıklıkta en az uğraşla yapmak isteriz ki akvaryuma ayırdığımız zamanın çoğunu filtre bakımı yerine canlıları gözlemlemeye ayıralım.

Bakım kolaylığı: Bakım sıklığından bağımsız olarak filtrenin bir de bakım kolaylığı vardır. Bakım işleminin kolay olması, kısa sürmesi, etrafı az dağıtması, akvaryuma olabildiğince az tortu bırakması istenilir. Dış filtre bu konuda en büyük dezavantaja sahip filtre tipidir, içinin açılması temizlenmesi ve doğru şekilde kapatılması oldukça zaman alan ve ortamı kirleten bir işlemdir. İç filtre ve pipo filtre gibi filtreler de çalışırken bir kabın içerisine konulup sonra fişi ve kendi çıkartılarak daha kolay bir şekilde temizlenebilir. Sump temizliği ise her bölümün malzemesini ayrı ayrı çıkarıp temizleme imkanı olduğundan oldukça kolaydır.

Akvaryum içinde olabildiğince az yer tutması: Akvaryum içindeki hacmi olabildiğince balığa ve dekora ayırmak istiyoruz. Özellikle iç filtre, iri pipo filtre ve hamburg filtreler oldukça fazla yer kaplarlar, bu hacim balıkların serbest gezme hacminden düşer, genellikle de akvaryumda kötü görüntü oluşturur ve bitki, kütük, kaya ile gizlenmeye çalışılır.

Akvaryum dışında olabildiğince az yer tutması: Sump, dış filtre, şelale filtre ve üst filtre akvaryum dışında yer tutar. Bu nedenle bu filtreler için akvaryum çevresinde uygun bir yer belirlenmesi gerekmektedir.

Yavru ve karides çekmemesi: Özellikle güçlü filtreler, dar alandan veya süngersiz ızgaralardan yavru ve karidesleri çekebilmektedir. Bu tür küçük canlılara bakılıyorsa ona göre filtre tipi seçmek veya uygunsuz filtreyi modifiye etmek gerekir.

Filtrenin malzeme alan bölümünün geniş hacimli olması: Hacim ne kadar yüksek olursa o kadar çok filtre malzemesi konulur, bu da yüksek su hacmi ve yüksek canlı yükü gibi durumlarda fayda sağlar.

Geniş kesit alanı barındırması: Filtre kesit alanı, filtre hacminin gölgesinde kalsa da en az onun kadar önemli bir parametredir. Dar kesitlerdeki mekanik filtreler genişlere oranla daha kolay tıkanır bu da filtrenin verimini düşürür. Bu farkın en bariz gözlendiği alan iç filtre ve dış filtre farkıdır. İç filtrelerin hacmi alt alta modüller eklenerek arttırılsa da kesit alanı sabit kaldığı için tıkanma süresi değişmez ve daha sık bakım gerektirir. Eheim 2213 dış filtre için üretici sitesinde; 80 litre akvaryumlar için önerilir, 250 litreye kadar kullanılabilir denilmekte. Eheim powerline 200 ve Eheim pickup 200 iç filtreler ise; ve üretici sitesinde 100 litre için önerilir, 200 litreye kadar kullanılabilir denilmekte. Aynı boyut akvaryuma göre muadil ürün olan bu 3 filtrenin kesit alanları dış filtre için 200 cm2, iç filtreler; powerline 200 için 50cm2, pickup içinse 70 cm2’dir. Yani aynı şartlarda dış filtre 3 ayda tıkanırken, powerline 20 günde, pickup ise 30 günde tıkanır.

Farklı malzemeler koymak için birkaç bölüm bulundurması: Mekanik, biyolojik ve kimyasal filtrasyon için ayrı malzemeler kullanılır, bunları filtreye koymak için filtrede ayrı bölmeler gerekiyor. Çoğu pipo filtre sadece süngerden oluşup böyle bir şans vermiyor. Şelale filtrelerin de genellikle 1 ya da 2 bölümü oluyor. Dış filtre ve sumpta farklı malzeme koymak için fazla sayıda bölüm bulunuyor. Hacmin yüksek olmasının yanında bölümlerin de fazla olması çeşitli malzeme kullanmak açısından faydalıdır.

Akvaryumda akıntı sağlaması: Kirli suyu filtreye getiren şey akıntıdır. Bunun yanında akvaryum içerisinde akıntı olmayan ölü bölgelerin olması istenmeyen bir durumdur, bu bölge kışın oda sıcaklığına kadar düşebilir, siyanobakterilerden hidrojen sülfür üretebilecek oksijensiz alan bakterileri gibi pek çok sorun görülebilir. Bu nedenle filtrelerin aynı zamanda iyi akıntı yapmasını da bekleriz. Bu konuda en yetersiz filtre pipo filtre olurken, suyu dikey veren şelale ve üst filtre de özellikle uzun tanklarda zayıf kalır, en iyisi ise suyu boylamasına akvaryuma veren iç filtredir. Akıntının fazlası da balıklara yüzme güçlüğü yaratacağından tehlikelidir. Yeni başlayanların sık yaptığı hatalardan birisi küçük akvaryumlara çok güçlü iç filtre alıp balıkları akıntıdan rahatsız etmeleridir.

Elektrik kesintisine dayanıklılık: Biyolojik filtrasyonda bakteriler nitrifikasyon yapmak için oksijene ihtiyaç duyarlar. Dış filtre atmosfere kapalı bir ortamdır ve filtreye oksijen sadece su girişiyle sağlanır, elektrik kesintisi olunca filtre içindeki oksijenli solunum yapan bakteriler bir süre sonra ölür, kesinti süresi uzarsa hidrojen sülfür üreten oksijensiz ortam bakterileri ürer ve elektrik tekrar geldiğinde hidrojen sülfür gazı; miktarına göre balıkları zehirleyebilir. Sump, üst filtre, şelale filtre gibi filtrenin akvaryumdan bağımsız ve üstü açık olduğu durumlar idealdir çünkü elektrik kesilince bakteriler akvaryum içindeki oksijeni kullanmaz, kendileri de uzun süre sorunsuzca yaşarlar. İç filtre, hamburg filtre gibi sistemlerde ise elektrik kesintisinde bakteriler de balıklarla akvaryumdaki oksijeni kullandığı için akvaryum yüzey alanı içerideki balık popülasyonunu dengeleyemezse yani canlı yükü fazlaysa sorunlar sumpa göre biraz daha erken başlar.

Başka filtrasyona geçişte kolaylık: Bir akvaryumun çok yönlü olması önemlidir. Bugün cichlidler için kurduğunuz tanka 1 sene sonra bitkili akvaryum kurmak isteyebilirsiniz. Bu gibi durumlarda filtrasyonu kolayca değiştirebilmek avantajdır. Eğer kurulu bir sumpınız varsa CO2 verilen bitkili tanklarda yüksek CO2 kaybı yüzünden sumpı iptal etmek isteyebilirsiniz, bu durumda kurulu kuleyi ve boruları kaldırmak, uğraştırıcı ve silikon lekesi bırakıcı olacaktır. Eğer sump; kuleli değil de overflow kutulu olarak yapılmışsa da bu sefer overflow kutusu işlevsiz kalacaktır. Benzer şekilde arka ve yan filtreler de silikon ile cam ve/veya pleksi kullanarak yapıştırıldığından başka bir filtrasyona geçiş istendiğinde ortaya ciddi bir uğraş ve silikon kalıntıları çıkacaktır.

Filtre başka bir cihaz takabilme: UV sterilazatörler, CO2 çözücüleri, harici ısıtıcı gibi cihazlar akvaryuma dışarıdan bağlanabilir. Özellikle piyasadaki UV’lerin çoğu dış filtreler için tasarlanırlar. Dış filtre dışındaki çoğu filtreye bu cihazlar takılamaz. Sump için ise UV sump dolabına konulup sumpdan ayrı bir pompa ile UV’ye su basar, çıkışı da yine sumpa düşer. Dış filtre olmaması durumunda UV kullanılmak istenirse kaba dursa da UV entegreli iç filtre ve şelale filtreler de alınabilir. Benzer şekilde CO2 çözücülerin bir çoğu akvaryum içinde kullanılabilir. UV’nin sump basış borusuna takılmasını önermem çünkü UV’nin etkinliği içinden geçen suyun debisi azken yüksek olur, sump motorları yüksek debilidir ve UV iyi performans vermez.

2.2. Tiplerine Göre Filtre Çeşitleri

Bir önceki bölümde bahsedilen “bir filtrede istenilen özelliklerin” hepsini barındıran bir filtre çeşidi yoktur. Bu da en iyi ya da en kötü diye bir filtrenin olmadığını, her filtrenin kendi artı ve eksilerinin olduğunu göstermektedir. Hobici bunları inceleyip kendisine en uygun olduğunu düşündüğü filtreyi almalıdır. Zaten çoğu açıdan diğer türlerden açık ara kötü veya iyi bir filtre olsa diğer filtre tiplerini piyasadan ya siler ya da kendi silinir.

2.2.1 Pipo Filtre

Hava motoruyla çalışan, hava kabarcıklarının suda aşağıdan yukarı çıkarken yaptığı su çekişi ile suyu süngerden geçirip filtre eden, genellikle malzeme olarak sadece süngerden oluşan filtre tipidir. Alttaki şekilde gösterildiği gibi köşe filtresi olarak kullanılan ufak bölmelere sahip örnekleri de vardır. Ucuz olması, az bakım istemesi, az elektrik harcaması, yavru ve karides çekmemesi özellikle de uygun fiyatlı olmasıyla öne çıkar. Açıktaki filtre süngeri üzerindeki biofilm, yavru ve karideslere üzerinden beslenme şansı sunar. En büyük iki dezavantajı yüksek ses çıkarması ve akvaryumda fazla hacim tutmasıdır. Bir diğer daha az önemli sorunlar ise akvaryum içinde yarattığı akıntının yavaş olması ve sadece süngerli olanların kimyasal filtrasyon malzemesi için haznesi olmamasıdır. Yavru, minik balık ve karides bakılan hobici akvaryumlarında 50 litreye kadar tercih edilir, üreticiler ve toptancılar büyük akvaryumlarında büyük boyutlarını birden çok adetli olarak kullanırlar.

Pipo Fİltre Tipleri

2.2.2. İç Filtre

İç filtreler pipo filtreler gibi tamamı akvaryum içinde çalışan, küçük boyları tek, büyükleri çok hazneli olan filtre tipidir. En büyük iki dezavantajı akvaryum içinde fazla yer tutması ve filtre kesit alanının çok dar olması ile bundan kaynaklı sık bakım istemesidir. Alt alta modüller eklenerek filtre malzemesi hacmi arttırılsa da kesit sabit kalır ve mekanik filtrasyon hızlı tıkanır. Fiyatları uygundur. Kaliteli ürün alınırsa en az ses yapan filtre türüdür. Ürün kalitesi düştükçe motordan gelen uğultu artar. Genellikle 30-80 litre arasında tek başına, 80-400 litre arasında da dış filtreye mekanik filtre ve akıntıda destek verici olarak kullanılırlar.

İç Filtre

2.2.3. Şelale Filtre:

Kalitesizleri bir süre sonra elektrik gidip geldiğinde hava alıp çalışmayı bırakırlar bu açıdan eğer akvaryumun ana filtresi şelale filtre olacaksa kaliteli bir ürün alınmalıdır. En büyük iki dezavantajı malzeme konulacak hacmin küçük olması ve akvaryumun çevresindeki değerli hacimde yer tutmasıdır. Suyu yüzeyden veriği için biraz ses yapabilirler. 30-80 litre arası tek başlarına kullanılırlar, 80-400 litre arası dış filtreli akvaryumlarda ise örneğin ilaçlama sonrası ilacı sudan çekmek için karbon uygulaması yapmak için kullanılırlar böylece karbon ekleme çıkartma için 2 defa dış filtre açma kapama ile uğraşılmaz.

Şelale Filtre

2.2.4. Dış Filtre

Akvaryumdan suyu dışarıdaki ünitesine alarak, filtre sepetlerinden geçirdikten sonra tekrar akvaryuma basan filtre tipidir. İki temel dezavantajı temizliğinin çok uğraştırıcı ve etrafı dağıtıcı olması ile iç filtreye oranla pahalı olmasıdır. Üçüncü ve sadece elektrik kesintisinde ortaya çıkan dezavantajı; dışarıya kapalı olması nedeniyle elektrik kesintisinde ilk birkaç saatte filtrasyon bakterilerinin kaybı sorunu yanında bir süre daha sonra içinde hidrojen sülfür (çürük yumurta kokusu veren zehirli gaz) oluşup elektrik geldiğinde gazın akvaryuma karışarak balıkları öldürme riskini de getirmesidir. Bu yüzden elektrik uzun süre giderse dış filtre açılıp hava alması sağlanmalıdır. Kesinti geç yakalanırsa da filtre açılıp koklanmalı, eğer çürük yumurta kokusu varsa temizlenip elektrik gelince devreye alınmalıdır. Hatta evin bağlı olduğu bir jeneratör yoksa, küçük bir UPS alınıp sadece dış filtre için kullanılabilir, dış filtre az elektrik harcadığından UPS onu uzun süre çalıştıracaktır. Dış filtre 80-400 litre civarındaki akvaryumlar için en sık kullanılan çözümdür.

Dış Fİltre
Dış Filtre

Dış filtre temizliğini kolaylaştırması açısından musluklu dış filtreler tercih edilebilir. Ek olarak benim önerim dış filtreye aktif karbon ve mekanik filtrasyon gibi filtreyi sık açmayı gerektiren malzemeler konulmaması, bunlar yerine sadece substrat gibi uzun süre kalacak malzemeler konulması, mekanik filtrasyonun ise aşağıda şekildeki gibi bir ön filtre ile filtre çekişi önüne takılmasıdır. Ön filtreyi düzenli temizleyerek dış filtre bakım sürecini 1-2 aydan 1 seneye çekebilirsiniz.

Ön Filtre

Dış filtre kurulunca ilk hareket; su çıkış borusunun ucundan pipetle su çeker gibi ama daha güçlü şekilde hava çekilerek yapılır, suyun filtreye doluş sesi alınır, bu ses kesilip su filtreye tam dolunca fiş takılıp filtre çalıştırılır. Filtre fişe takılıyken çalışır ve ısınır, içinden su geçerken soğur bu nedenle susuzken veya su dolu ama muslukları kapalıyken çalıştırılmamalıdır, aksi taktirde motor bir süre sonra şişme yapar ve bozulur. Dış filtrenin bir güzel özelliği de hortum aralarına UV, CO2 çözücü gibi ek cihazlar takılabilmesidir.

2.2.5. Üstten Filtreler

Akvaryumun yukarısına konulan cam veya altı delik plastik saksı gibi bir bölüme akvaryum içinden bir pompa ile su basılır, su; içerideki bölümlerden geçtikten sonra akvaryuma serbest şekilde dökülür. Akvaryumun yukarısında ışığın arkasında bulunan bölge genelde en az işe yarayan hacimdir ve bu bölgeyi kullanmak hacmi doğru kullanmak açısından oldukça verimlidir. En büyük dezavantajı sump gibi su aşağıda toplanmadığı için suyu yukarıya basacak pompanın akvaryumun içinde olması gerekmesidir. Bu pompanın girişi de tortu ve bitki parçaları gibi şeylerle kolayca tıkanacağı için sık bakım gerektirir. Suyun akvaryuma dökülüşü şırıltılı olur. Filtre hacmi ve kesit sayısı tasarımına göre değişir. 50-100 litre arası hazır akvaryumlarda küçük hazneli olarak kapak altına monte edilmiş örnekleri vardır. Hidroponik sistem kullanımına açıktır. Üzeri açık şekilde konulup filtrede sarmaşık gibi hızlı büyüyen kara bitkisi kullanarak sudan nitrat ve fosfat hızlı şekilde çekilebilir. Kara bitkileri karbondioksiti doğrudan havadan aldığı için, su bitkilerine oranla daha hızlı büyür o yüzden nitrat ve fosfat çekme hızı su bitkilerine göre daha çok olur.

Üstten Filtreler

2.2.6. Arkadan veya Yandan Filtreler

Akvaryumun arkasının 5-15 cm civarındaki bir bölümü, veya yanının belli bir bölümü cam veya pleksiglass ile ayrılarak bölmeli filtrasyon sistemi haline getirilir. En büyük iki dezavantajı akvaryumun değerli olan iç hacminden çok çalması ve akvaryum içine silikon gibi melzemelerle sabitlendiğinden farklı filtrasyona geçmek istendiğinde geri dönüşünün çok zor olmasıdır. Yine sumpta olduğu gibi birkaç bölme ile filtre malzemeleri kullanılır, filtre hacmi ve kesit alanı iç filtreden daha iyidir ancak sump kadar iyi olmaz. Tabi sumpta olabilecek olan hatalı doldurmayla taşma ve fazla ses gibi sorunlar da gözlenmez. Hazır 100 litre civarı akvaryumların bir kısmı bu şekilde üretilir. Küçük, büyük tüm akvaryumlarda sipariş sırasında tasarlanarak kullanılabilir.

Arkadan Sump

2.2.7. Hamburg filtre

Akvaryum hacminin bir bölümünün sünger ile ayrılarak, ayrılan bölgeden asıl bölgeye su gönderilmesi ile oluşan filtre tipidir. En az bakım gerektiren, kesit alanı en geniş filtredir. En büyük iki dezavantajı akvaryum içinde fazla yer kaplaması ve kimyasal filtre malzemelerinin bu sistemde verimli kullanılacak bir yerinin olmamasıdır. Isıtıcı bölmenin içine gizlenebilir. Görselliğin önemsenmediği anaç-yavru akvaryumlarında akvaryum ayırmak için de harika bir yöntemdir. Akvaryum sünger ile bölünüp, pompa anaçların olduğu bölgeye konulur. Böylece hem filtrasyon sağlanır, hem akvaryum ayrılmış olur, hem de yavrulara üzerini tırtıklayabilecekleri bir destek yem alanı sağlanmış olur. Su; pipo filtre gibi hava motoruyla da, elektrikli motorla da taşınabilir. 60 litreye kadar kullanmak gereksizdir, o boydaki akvaryumların zaten hacmi küçük olacağından bir bölüm ayırmak kötü durur, pipo filtre yeterli gelir. Aşağıda görüldüğü üzere kırmızı çembere alınmış olarak, hem küçük hem de büyük akvaryumlar için başarılı Hamburg örnekleri mevcuttur.

Hamburg filtre

Hamburg filtre ölçüleri belirlenirken sünger yüksekliği akvaryum yüksekliği (alt cam hariç iç yükseklik) ile aynı alınır. Sünger genişliği (wsünger) ve yerleştirileceği yerin köşeden uzaklığı (r); r=4.25*V/h ve wsünger= 6.66*V/h formülleri ile belirlenir, sonuçlar cm biriminde çıkar. Bu formüllerde V litre cinsinden akvaryum hacmi, h ise cm cinsinden akvaryum yüksekliğidir. İçlerine konulacak pompa debisi de Q=V*3 hesabıyla litre / saat cinsinden bulunur. Örnek olarak boyu 100 cm, eni 50 cm, yüksekliği 60 cm bir akvaryumu alalım. 300 litrelik bu akvaryuma 900 litre/saatlik bir pompa alınır. Sünger yüksekliği akvaryum yüksekliğinden 1 cm düşük olarak hsünger=59 cm alınır. Hacmi 300 litre, yüksekliği 60 cm olan bu akvaryum için ideal sünger genişliği wsünger ise 4.25*300/60=21.25cm’dir, yaklaşık 22 cm’den 60x22lik sünger parça kesilir. Bu süngeri köşeye koyunca yapacağı yarıçap 6.66*300/60=33.33 cm’dir, yaklaşık 34 cm yarı çap ile yay belirlenir.

Şekil 1-Hamburg filtre ölçüleri

İster sünger yüksekliği ve r genişliğinde Şekil 1-a)’daki gibi pleksi veya camdan bir bölüm yaptırılarak modüler bir filtre hazırlanır. İster şekil 1 b)’deki gibi akvaryum camına cam veya kablo kanalı gibi bir tutucu silikonla yapıştırılarak, sünger sabitlenir. Sünger seçerken normal tanklarda 30 ppi, yavru ve karides tanklarında 40 ppi alınmasnı öneririm. Bu süngerlerin görselleri mekanik filtrasyon kısmında verilmiştir.

Hamburg Filtre Üstten Görünüm

2.2.8. Sump

Akvaryumun altında olan ve filtre olarak kullanılan ikinci akvaryumdur. Arkada, yanda veya üstte sump olmaz, sump yağmur suyu toplamada veya makine atölyelerinde musluktan akan yağı altta toplama ve pompayla tekrar musluğa basmak için kullanılan haznedir, tanımı gereği alttadır. İçerisindeki suyu son bölmesindeki bir pompa ile akvaryuma basar, oradan da sumpun ilk bölmesine su tekrar geri döner. Bölmeleri ihtiyaca göre düzenlenir, sıralama yaparken ise yine mekanik, biyolojik ve kimyasal filtrasyon sırası takip edilir. Sump akvaryumun toplam su hacmini arttırarak suyu daha stabil yapar; ısıtıcı, termometre gibi görselliği bozacak techizatların saklanmasını sağlar; su sumpa dökülürken su yüzeyinden çekiş olur ve yüzeyde yağ, protein, mantar gibi birikmeler olmaz;suyu havalandırır ve akvaryumdaki su seviyesini sabit tutar . Ana tankın seviyesi hep sabit kalır, buharlaşma ile seviye düşüşü sumpa yansır. Sump kısmında yapılan en büyük hata geri dönüş motorunun konulduğu alanın küçük yapılmasıdır. Küçük akvaryumlar için akvaryumu delmek veya overflow box yapmak çok mantıklı olmayacaktır, bu nedenle sumplar genellikle büyük akvaryumlarda tercih edilirler, büyük akvaryumlar için en çok kullanılan çözümdür.

Sump Tipleri ve Ayarları

Akvaryumda kabarcıktan uzak durmak için sumpa su gelişi ve pompa arasını uzun tutmak ve arada sünger, elyaf gibi malzemeler bulundurmak faydalı olur, aksi halde sumpa giren kabarcıklar pompayla akvaryuma basılıp kötü görüntü oluşturur.

Akvaryuma açılan delik tabana (kuleli sistem) veya yan/arkaya (overflow) açılabilir. Kuleli sistemde kule akvaryumda çok yer tutar, overflowda ise akvaryumun arkasındaki veya yanındaki değerli bir hacim kullanılır.

Ana Tanktan Sump İnişleri

Sump seviyesi ayarlanırken sump pompası çalıştırılmaz, su sumpa değil, ana akvaryuma eklenir. Ana akvaryum dolduktan sonra akvaryumdaki delik veya overflow kutusu vasıtası ile fazla su sumpa inmeye başlar. Doldurma işlemi sumpun dolmasına 3 cm kalana kadar devam eder. Bu seviyeye gelip su ekleme işlem bitirildiğinde akvaryumdan sumpa su akmıyor olması ve sumpın tepedeki 3 cm’i hariç dolu olması gerekir. Bu işlemden sonra pompa çalıştırılır ve akvaryumdaki suyun seviyesi yükselirken sump su seviyesi düşer. Baştaki pompa çalışmadan önceki denge statik dengeydi, çalışırken ise dinamik denge kurulur. İlk çalışmadan birkaç dakika sonra dinamik denge netleşir ve sumpda pompanın olduğu son gözdeki su yüksekliği sabitlenir, bu seviyeyi kalemle çizip bundan daha fazla su doldurulmaması gerekir, aksi taktirde elektrik kesildiğinde üst akvaryumdaki su akar ve sumpta taşma yaşanır. Su seviyesi; bazı filtre medyalarını su üstünde bırakma amacıyla (ıslak kuru substrat veya elyaf gibi), pompayı su dışında bırakmayacak şekilde daha düşük seviyede tutulabilir, ancak o çizgiden daha yüksek seviyede olmamalıdır.

Sumplarda ses çıkarmayı engellemek için kullanılan Herbie, Durso ve her ikisinin beraber kullanıldığı şekildeki gibi Bean Animal metodları mevcuttur. Dursonun sumpa inen vanayla ayara ihtiyacı yoktur ancak aynı çaptaki boruda Herbie’den daha az su taşır. Her 3 yöntem de kullanılabilir, eğer herbie veya durso yöntemi kullanılırsa 2, animal bean (şekildeki gibi) olursa 3 deliğe ihtiyaç duyulur. Güvenlik borusu her koşulda olmalıdır, güvenlik borusundan normalde su geçmez ve bu borunun sumpa inişi diğer boruların aksine su seviyesinin yukarısında olur, böylece bir sıkıntı olur da asıl boru tıkanırsa güvenlik borusu devreye girer ve çıkan foşurtudan bir problem olduğu anlaşılır. Çizim Marine Depod’dan alınmıştır.

Bean Animal Sistemi

2.2.9. Taban Filtresi

Taban filtresi kum altına yerleştirilen plakayla suyu kum üzerinden süzüp, pipo filtre mantığıyla hava kullanarak akvaryuma veren filtre tipidir ancak kullanılımı büyük oranda bırakılmıştır. Bu sistemde mekanik ve biyolojik filtrasyon kuma yaptırılır. Kum kazan balıkların filtrenin bir kısmını çıplak bırakarak filtreyi işlevsiz hale getirmesi, belli bölgelerin tıkanıp zehirli gaz üretmesi, sonra bakım sırasında bu gazların suya karışması, yüklü tanklarda kumun çabuk tıkanması ve kurulu tankta filtreden vazgeçince çıkarmanın çok zor ve su bulandırıcı olması nedeniyle tercih edilmezler.

Taban Filtresi

2.3. Hangi filtreyi seçmeliyim?

Bu sorunun tek bir cevabı olsa tek bir filtre tipi olurdu. Nasıl piyasada çok marka ve segmentte otomobil varsa, aynı şekilde tablo 2’de görüldüğü üzere piyasada pek çok tipte filtre var ve her filtrenin güçlü ve güçsüz olduğu özellikler var. Ses, akvaryum içi kapladığı hacim, bakım sıklığı gibi konfor özellikleri, akvaryum dışında kapladığı hacim, fiyat gibi limitleyici özellikleri göz önüne alarak en uygun filtreyi hobici kendisi seçmelidir. Tablo 1’de tecrübeye dayalı genel bir bilgi verilse de teorik olarak her hacimdeki akvaryuma bu filtrelerin tamamı uygulanabilir. Örneğin 2000 litre bir akvaryum teorik olarak dış filtre ile de sump ile de bakılır. Pratik olarak 2000 litre bir akvaryumda dış filtre kullanılmamasının nedeni; konulacak 4 iri boy dış filtrenin maliyeti, akvaryumun etrafındaki 8 hortum, ayrı ayrı 4 filtreyi açıp temizleme uğraşı üst üste eklenince sump maliyeti ve bakımına kıyasla daha çok dezavantajlı olmasıdır. Hacim 300 litre altına düştüğünde ise akvaryum içinde veya arkasında sump iniş borusuna yer ayırmak, aşağıdaki dolap olarak kullanılacak büyük hacmi bir filtre akvaryumuna ayırmak makul gelmeyebilir. Filtre tipi seçmeden önce hobici elinde olmayan şartlara bakmalıdır. Örneğin kitaplığa gömme bir akvaryumda şelale filtre, dış filtre ve sump seçeneği dışarıda uygun hacim olmayacağı için zordur. Üretimhane kurulacaksa çok sayıda akvaryuma tek tek elektrikli filtre almak zor, alınsa bile her ay yüklü elektrik ödemesi zor gelebilir, büyük bir hava motoru veya salyangoz alınıp pipo filtreler ile görsellikten fedakarlık edilerek filtrasyon kurulur. Suya karbondioksit verilen bir bitkili akvaryum varsa fazla yüzey hareketinden kaçınılıp verilen CO2’yi kaybetmemek için sump ve şelale filtre sistemlerinden uzak durmak gerekir.

Tablo 2 – Filtre özellikleri ve tiplerine göre puan tablosu. Çoklu değerler aşağıda açıklanmıştır.

Tablo 2’de toplam puan bilgisini koyup koymama arasında kararsız kaldım çünkü bu puan bütün etkileri eşit kabul ediyor, sizin için akvaryum içi görselliği, fiyat veya ses diğerlerinden çok daha önemli olabilir, doğal olarak toplam puanın fazla bir anlamı yok. Akvaryumu koyacağınız bölgedeki geometrik şartlara, bütçenize, balıklarınıza ve konforunuza göre kendi seçiminizi kendi yapmanız en doğrusu. Bunlara karar veremem, daha çok yeniyim diyenler için bakılacak yer ise Tablo 1’dir.

Tablo 2’de 1 en düşük puan, 5 ise en yüksek puandır. Fiyat puanının 5 olması ucuz olduğunu gösterir istenen bir özelliktir, 1 ise pahalı olduğunu gösterir istenmeyen bir özelliktir. Virgülle yazılan çoklu değerler farklı durumlar üzerine konulmuştur. Dış filtre eğer 200 litre bir akvaryumda kullanılıyorsa muadillerine göre pahalıdır (puanı 2), eğer 1000 litrede kullanılıyorsa, birden çok kullanılması gerekir ve muadillerine göre çok pahalıdır (puanı 1). Sump ise tam tersi eğer 200 litre akvaryumda kullanılıyorsa alt akvaryum, cam delme ve boru maliyetleriyle pahalıya gelir (puanı 1), eğer 400 litre üzeri bir akvaryuma yapılıyorsa çok pahalı değil sadece pahalıdır (puanı 2). Sumpta su eğer serbest düşüş yapıyorsa çok seslidir, durso gibi bir sistem kullanılıyorsa orta seslidir. Hamburgda eğer hava motoru kullanılıyorsa pipo gibi iri kabarcık çıkarmasa da orta sesli ve orta akıntılıdır ancak elektrik motoru kullanılırsa oldukça sessizdir ve iyi akıntı verir. Dış filtre eğer önüne ön filtre konulursa bakım sıklığı oldukça seyrek olur, konulmazsa orta seviyede bakım sıklığı gerektirir. Sump eğer overflow kutulu olursa akvaryum içinde hiç yer tutmaz ve sumpın iptali çok sancılı olmaz, ancak dışarıda hem ana tankın arka veya yanında bir bölme hem de altta sump için yer tutar. Eğer sumpa su gidişi için overflow değil de içeriye kule yapılırsa dışarıda sadece sump olur ancak akvaryum içinde ciddi bir alan tutar ve sump iptal edilince akvaryum içerisinde işe yaramaz bir cam bölme kalır. Yan ve üst filtrelerin kesit alanı, pipo iç ve şelale filtrelerin de hazne sayısı nasıl tasarlandığına bağlı olarak değişiklik gösterir.

3.FİLTRE MALZEMELERİ

3.1. Mekanik Filtrasyon

Elyaf

Üzerinde tortu tutmaya yarayan beyaz renkli mekanik filtrasyon malzemesidir. Filtre ve sumpların ilk girişinde kullanılır ve filtrelerde genellikle tıkanarak debiyi düşüren malzeme olur. Sumpda ise dolunca debiyi yavaşlatmaz ancak su etrafından filtre edilmeden akmaya başlar ve tortular tutulamaz. Ben dış filtrede kullanmamayı tercih ediyorum çünkü dış filtre açıp temizlemesi uğraştırıcı bir cihaz, dış filtre girişine bir ön filtre koyarak burada sünger veya elyaf uygulayarak, bunu da kirlenme yüküne göre haftada veya birkaç günde bir değiştirerek filtreye bakmak çok daha kolay oluyor. Böylece dış filtre aylarca açılmadan, en az tortuyla kullanılabiliyor.

Sünger

Biyolojik olarak kullanıldığı gibi mekanik filtrasyonda da kullanılır. PPI değeri yükseldikçe gözenekleri darlaşıp daha ince partiküller tutar hale gelir ancak daha çabuk tıkanır ve suya daha çok direnç gösterir. Birkaç seviye mekanik filtrasyon dizilecekse su girişine göre önce geniş gözenekliler, sonra dar gözenekliler dizilmelidir. Doğrudan filtre içinde kullanıldığı gibi filtre çekiş borusu önünde kullanılıp filtre bakım periyodunu azaltıp yavru ve karides çekilmesini engeller ancak filtre çekişinde kesit alanı dar olduğu için sık tıkanır ve sık yıkanma ister.

Elyaf ve Sünger Çeşitleri

3.2. Biyolojik Filtrasyon

Substrat

En önemli filtre malzemesidir. Nitrifikasyon bakterileri biofilm olarak bu malzemenin yüzeyini kaplar ve biyolojik filtrasyonu geçekleştirirler. Kulağa soyut gibi gelse de tüm akvaryum hobicileri aslında bu biofilmlere dokunup hissetmiştir. Cama değdiğinizde ilk kurulan gün camda olmayıp sonradan elinize gelen o kaygan jölemsi ince tabaka biofilmdir, tabi bu biofilmin tamamı nitrifikasyon bakterilerinden oluşmamaktadır. Tüketici bakteriler ve ışık alan bölgelerde yosunlar da buralarda bulunurlar. Nitrifikasyon bakterilerinin biofilmde önce yerleşip yayılması için ilk kurulumda akvaryuma bakteri kültürü eklemek, veya parazit bulunmadığına güvenilen bir akvaryumdan substrat getirmek iyi olacaktır. Biofilmin ışık alan yerlerinde yosunlar ve hetotrof bakterilerin diğer bakterilere oranı daha fazlalaşır bu yüzden filtreler genellikle ışık almayacak şekilde tasarlanır, ışık alsa bile substratların çoğu iç bölgelerine ışık geçirmez.

Akvaryum camının üzerinde bile yetişmesinden anlayabileceğimiz üzere zehirli olmayan her malzemenin yüzeyi substrattır. Substrat seçiminde en önemli iki nokta fiyat ve birim hacime düşen yüzey alanıdır. Örneğin her ayrıtı 1 metre olan küpü ele alalım, hacmi 1m3, yüzey alanı ise 6m2’dir. Yüzey Alanı – Hacim oranı 6 m-1 dir, bu aran ne kadar büyükse o yapı kapladığı hacimde daha çok yüzey alanı barındırıp daha çok bakteri tutar. Bu küpün yüzeylerine 45 derecelik çatı yüzeyler kazırsak yüzey alanı hacim oranı 8.5m-1’e çıkar. Küpe 5 cm çapında delikler açarsak 60m-1, 1 cm çapında delikler açarsak 300m-1’e yüzey alanı hacim oranı elde ederiz.

Sünger için 10ppi yani iri gözeneklide 500 m-1, ince gözenekli (30ppi) olanlarda 1500m-1, Bioballar için 500 m-1, mikro deliklere sahip ve substrat olarak satılan kaliteli seramik halkalar ve substrat taşlar için 100.000 m-1 – 700.000 m-1 arası değerler bulunmaktadır.

Substratlar oksijenin ulaşımına göre iki ayrı bakteri grubuna ev sahipliği yapabilir, bunlardan ilki oksijenli solunum yapan nitrifkasyon bakterileri, ikincisi ise oksijensiz solunum yapan denitrifkasyon bakterileridir. Bioball gibi içerisine su almayan malzemeler (akışı yavaşlatılmış özel filtrelerde çalıştırılmıyorsa) oksijensiz bakteriler barındıramazlar, sadece yüzeylerinde oksijenli bakteriler kolonileşir. Sünger, ponza taşı, seramik halka gibi içinden az ya da çok su geçiren malzemeler içlerinde denitrifikasyon bakterilerini barındırabilirler. Eğer akvaryumunuza bakteri maması ekleyip nitrat düşürmeyi istiyorsanız substratı almadan üreticinin bilgilendirmesini okuyunuz ve substratın denitrifikasyon bakterisi desteklediğinden emin olunuz.

Gelişen teknolojiyle nano yapılar üretilebilmektedir bu çok yüksek alan / hacim oranları sağlasa da bakteriler nano değil mikro boyutludur bu yüzden deliklerin küçülmesindeki birinci limit bakteri boyutudur. İkinci ve asıl önemli limit ise bu küçülen deliklerin tıkanmaları kolaylaştırarak substrat içine su ulaşmasını engelleyip, ölü noktalar oluşturup verim düşmesini hızlandırmasıdır. Bu nedenle filtrede gerek özel substrat olsun, gerek küçük delikli sünger olsun kullanırkan öncesinde tortu tutmak için iyi mekanik filtrasyon kullanmayı unutmayınız.

Substrat alırken akvaryumdaki canlı yükü ve filtre sepet kapasitesi göz önünde bulundurulmalıdır. Canlı yükü düşük, filtre kapasitesi genişse daha ucuz olan sünger, bioball, lav kayası gibi malzemeler düşünülebilir, ancak hacim kısıtlı ise kaliteli substrat almak gereklidir.

Bilgisayarda harddisk çok yavaş olduğu için cpu işlem yapacağı bilgiyi ram’e alır, programlar açılırken “yükleniyor…” yazan sürede hard diskten ram’e geçen veriler, ilgili programlar kullanırken ram üzerinden cpu ile hızlıca işlenir. İşlemci hızı yükseldikçe işlem hızı artar ancak ramin miktarı arttıkça hız artmaz. Örneğin 100 MB’lık bir yere ihtiyacınız olsun, ramde 200MB ya da 5000MB boşluk varmış farketmez ancak eğer 100MB ihtiyaç varken 50MB boşluk varsa bilgisayar aşırı derecede yavaşlar. Substrat da tam olarak ram gibidir. Bakterilere yeterli alan sağlayamadığı taktirde akvaryum büyük felakete sürüklenir, fazlası ise o anlık hiçbir işe yaramaz ancak ilerisi için bir sigortadır. Fazla yem verildiğinde, balık sayısı arttırdılığında kullanılmayan bölgelerdeki biofilm üzerinde nitrifikasyon bakterileri artmaya başlar, o yüzden gereğinden fazla subtrat akvaryumu güvenli yapsa da substrat miktarını abartmanın hiçbir ek faydası yoktur.

3.3. Kimyasal Filtrasyon

Aktif Karbon

Aktif karbon sudaki kloru ve özellikle de organik maddeleri çekmede çok faydalı olan bir filtre malzemesidir. Amonyak, nitrit ve nitrat gibi inorganik maddeleri çekmez. Daha çok suda koku ve renk yapan organik maddeleri, balıkların salgılayıp kendi büyümelerini baskılayabilen feromonları üzerine yapıştırarak sudan çeker. Elinize alınca çok hafif olduğunu göreceksiniz, aktif karbonun normal karbondan farkı bu şekilde ince deliklerle yüzey alanını genişletilerek sudan madde çekmesinin arttırılmasıdır. Bu özelliği substratta da görmüştük, karbon üzerinde de biofilm oluşur, ona da nitrifikasyon bakterileri yerleşir. Bu durum hem karbonun verimini düşürür hem de filtreden çıkardığınızda biyolojik filtrasyonu yüklenen işçilerin bir bölümünü aldığınız için sistem bir anda sekteye uğrar. Bu nedenle karbon filtrede son sırada, tutulmalı, su substrattan geçtikten sonra aktif karbona gelmelidir.

Aktif Karbon

Karbonu, suya renk veren torf gibi filtre malzemeleri ile beraber kullanmak iki malzemeden birinin salıp birinin tutarak bu malzemelerin birbirini anlamsız yere etkisizleştirmesine neden olacaktır. Kahverengi-siyah su istenen Güney Amerika, Batı Afrika akvaryumlarında kullanılmamalıdır.

Karbonlar az miktarda fosfat salarlar, bu miktar kalitesiz aktif karbonlarda yüksek olur hatta kalitesiz aktif karbon pH da yükseltir. Birkaç firmanın fosfatsız, birkaçının da çok düşük fosfatlı kaliteli aktif karbonları mevcut, onlardan almanızı tavsiye ederim.

Aktif karbonun dolma süresi akvaryumdaki yüke ve yükten bağımsız olarak ayrıca zamana da bağlıdır. Eğer yük fazla ise karbon hızlıca dolar işlevini yetirir, eğer yük azsa dolma süresini karbonun etrafını kapatan biofilm belirler ve yaklaşık 1-1.5 ay sonra emme görevi açısından işlevini yetirir. Benim kullandığım yem suyu boyayan bir yem olduğu için karbonun çekme kapasitesinin azaldığını suyun renklenmeye başlamasından rahatlıkla anlayabiliyorum. Akvaryum suyu renklenince karbonu hemen değiştiriyorum. Filtrede unutmayı dert etmeyin, karbon tuttuğu malzemeleri tekrar suya salmaz.

Zeolit

Zeolit amonyağı tutmayı seven doğal bir malzemedir ve filtrede amonyak tutmak için kullanılır. İlk kurulumda tercih edilir ve kapasitesi boyunca amonyağı tutar, bir gün dolar ve tutmayı bırakır, bu sürede suda yeterli amonyak olmadığı için nitrifikasyon bakterileri yeterince ürememiştir ve zeolit balıklarca üretilen amonyağı tutmayı bırakınca balıklar biranda gelen amonyak yükünü kaldıramazlar, her şey iyi gidiyor görünürken birden balıklar toplu şekilde ölmeye başlar. Sistemi kendisine çok bağımlı hale getirdiği için kullanılmasını önermediğim bir malzemedir. %5 lik tuz çözeltisi ile reşarj edilip kullanılabilir, bu nedenle akvaryuma tuz eklerseniz tuttuğu amonyağı bırakarak felakete sebep olabilir o yüzden zeolit olan akvaryumlarda tuz kullanmayınız.

Zeolit

Torf

Yaprak, ağaç kökü gibi organik malzemelerden meydana gelir. Yumuşak ve asidik su seven türler için suyu hem iyon değiştirici görevi görerek yumuşatır hem de hümik asit gibi organik asitler salarak suyun pH’ını düşürürler. Suyu sarımsı – kahverengimsi bir renge getirirler ve kimi zaman toprak kokusuna benzer bir koku bırakırlar.

Torf

Mercan Kırığı

Suyu sertleştirip pH yükseltmek için konulsa ve pH ile kH’da biraz yükselişe neden olsa da aslında daha çok bu değerlerdeki düşmeyi yavaşlatıcı tampon görevi yapar. Nitrifikasyon işlemi akvaryumun pH’ını ve kH’ını sürekli olarak düşürür. Su değişimi aksatılan akvaryumlarda pH ve kH sürekli düşerek oldukça düşük seviyelere gelebilir (eski akvaryum sendromu, old tank syndrome). Mercan kırığı bu gidişatı yavaşlatma görevi görür. Malawi cichlidleri ve canlı doğuranlar için kullanılabilir. Tanganyika gölü gibi yüksek pH (pH >8) isteyen balıklara bakarken mercan kırığı doğru bir seçim olmaz. Mercanın çoğunu oluşturan kalsiyum karbonat Tanganyika için doğru olan yüksek pH’da çok az çözünür ve pH yükseltildiğinde önceden çözünmüşleri suda açığa çıkarak suyu bulandırır. Zaten Tanganyika gölündeki kalsiyum miktarı incelenirse Türkiye’deki çoğu bölgedeki musluk suyundan daha az kalsiyum içerdiği, göl suyundaki toplam artı yüklü iyonların sadece %10’unun kalsiyum olduğu, iyonların ağırlıklı olarak sodyum, magnezyum ve potasyum olduğu görülecektir. Bu nedenle en profesyonel yaklaşım mercan kırığı gibi malzemeler yerine, suyu uygun değerlere getirmek için o göl için hazırlanan bufferlar kullanılmalıdır. Eğer buffer kullanılmayacaksa, hiçbir şey kullanılmamasındansa mercan kırığı iyidir ancak mercan kırığı kullanılırken buffer atılırsa suda normalin üzerinde bulanma yapar.

Mercan Kırığı

Fosfat, Silkat ve Diğer Maddeleri Tutucular

Genellikle yosun ile baş etmek ve/veya bakır gibi ağır metalleri tutmak için alınırlar. Eğer çok sağlıksız bir suyunuz yoksa veya musluk suyunda mercan akvaryumu gibi özel gereksinimi ve düşük toleransı olan bir akvaryum tipi bakmıyorsanız su değişimi de bu ürünleri kadar sorununuzu çözmeye yardımcı olur.

Purigen

Muadili bir ürünü bilmediğim için doğrudan marka adı yazdım. Purigen polimer bir filtre malzemesidir, karbonun birkaç gömlek üstüdür, tatlı suda protein skimmer görevi görür. Hakkında yanlış bilinen şey; amonyak, nitrit ve nitrat çektiğidir, bunları çekmez. Suda oluşan amonyağın iki kaynağı vardır, ilki ve en baskını balıklardır, amonyağı doğrudan suya salarlar. İkincisi ise suda dolaşan organik maddelerdir, bunlar yıkılarak amonyak oluşur, purigen işte bunları tutarak az da olsa amonyak ve dolaylı olarak da nitrit ve nitrat artışını azaltır, aslolan sudaki mevcut nitratı çekmez. En etkili olduğu şey suyun saflığını bozan, koku ve renk verenler dahil pek çok şeyi absorbe edip suyu “yokmuş” gibi berrak ve renksiz yapar, doldukça rengi koyulaşır ve çamaşır suyuyla tekrar yenilenebilir. İki dezavantajı yüksek fiyatı ve çok minik olan yapısıdır. Kadın çorabı veya özel filesine konulup, filtrenin en son, en az tortu geçen gözüne konulur.

Purigen

4.FİLTRASYON BAKIMI

Filtre içindeki malzemeler türüne göre zamanla tıkanır, özelliğini yitirir bir süre sonra temizlemek veya değiştirmek gerekir. Malzemelere ek olarak filtrasyonda kullanılan pompalar, içindeki miller ve diğer aksamları da tortu tutar ve bu durum verimi düşürür.

Bakım periyotu filtre tipine ve filtre başına düşen canlı yüküne bağlıdır. İç filtre, pipo filtre ve dış filtre gibi suyun motora girmek için sünger dışında geçme şansı olmayan filtrelerde, mekanik filtrasyonun tıkanmasının en iyi göstergesi filtre debisinin azalmasıdır. Sump, yan-üst filtreler ve şelale filtrede ise mekanik filtrasyon tıkanırsa su uygun bulduğu yoldan, ya taşarak ya da mekanik filtrasyonu bypass edip biyolojik filtrasyona doğrudan akarak sorun çıkartır. Filtre bakımında en kolay ve net olanı mekanik filtrasyon malzemesi olan sünger veya elyafı temizlemektir. Sıcak ya da soğuk farketmez, musluk suyunun altında hiç bir tortu kalmayana kadar temizlenir, sabun, çamaşır suyu, başka kimyasallar kullanılmaz. Gerek sumpda su içinde kullanılan bir elyaf olsun, gerek pipo filtre veya iç filtre gibi akvaryumun içindeki bir filtre olsun, yerinden oynatıldığında tuttuğu tortuların bir kısmını bırakır. Bunu azaltmak için üst, yan filtre veya sumpta su içindeyse fişi çekip akışı durdurup olabilen en az hareketle suya sokulan bir tasa alınmalıdır. Eğer pipo filtre, iç filtre gibi içeride çalışan bir filtreyse, filtre; fişi çekilmeden filtre yüksekliğindeki bir kaba konulur, sonra fiş çekilir ve kap sudan filtreyle beraber çıkartılır.

Substratı yıkarken mekanik filtreye göre çok daha nazik olmak lazım. Yıkama sırasında herhangi bir kimyasal, hatta musluk suyu bile kullanılmaz. Akvaryum suyu doldurulmuş bir kapta bir kaç defa çevrilip tortuları dökülerek geri yerine konulur. Hamburg ve pipo filtrede süngerler biyolojik filtrasyon da yaptığı için onların mekanik filtre gibi yıkanması biyolojik filtrasyonu ciddi sekteye uğratır.Uzakdoğulu üreticiler büyük cama cam üretim tanklarında sünger filtreleri çalışır halde akvaryum içinde sıkıyorlar. Bakteriler ve tortuların bir kısmı suya dağılıyor, su bulanıyor. Bakteriler ve bio gilm parçaları hafif olduğu için çökmüyor çoğu tekrar filtreye geçiyor, tortunun ise çoğu çöküyor. Filtre çalışmaya devam ediyor, ardından su berraklaşana kadar bekleyip dipte kalan tortuları dip çekerek alıyorlar. Birden çok pipo varsa belli aralıkla teker teker temizlik yapmak, birkerede hepsini temizlememek daha doğru olur.

Kimyasal filtre malzemeleri de ömrü dolduğunda atılmalı, yenilenebilirler üreticinin önerdiği yöntemlerle zamanı geldiğinde yenilenip tekrar kullanıma alınmalıdır.

5.SONUÇ

Filtrasyon, biyolojik filtrasyon başta olmak üzere akvaryumlar için olmazsa olmaz olan bir uygulamadır. Seçim için sadece hacim değil; akvaryumun etrafındaki uygun boşluklar, görsel ve işitsel konfor, fiyat ve bakım kolaylığı gibi belli kriterler vardır ve her hobici kendi önceliklerine göre uygun filtreyi seçmelidir. Filtrasyon su değiştirmemeyi veya su değişimleri arasındaki süreyi uzatmayı sağlamaz, su değişimleri arasında suyu olabildiğince stabil ve iyi noktada tutar. İyi bir filtrasyon kurmanın pek çok farklı ve doğru yolu vardır, bu makalenin amacı her hobicinin filitrasyonda istediği veya sahip olduğu sisteme göre kendi doğru yolunu seçmesini sağlamaktır. Tipi, modeli ve malzemesinin seçimi ile filtre uygulaması da tıpkı balık seçimi gibi hobiyi kişiye özgü yapan bir diğer seçimdir.

Dr. Refet Ali YALÇIN

© Bu sitede bulunan tüm yazılar Kültür Bakanlığının 2564-7350 ISSN numarası ile koruma altındadır. Kopyalama yapılamaz, çoğaltılamaz ve kaynak gösterilse dahi yazının tamamı ya da bir kısmı yayınlanamaz.

Yazarın Diğer Yazıları


Akvaryumlarda Filtrasyon
Artemia
Suyu Yumuşatmak
Işıklandırma Seçimi
Azot Döngüsü ve Yeni Tank Sendromu
Yeni Başlayanlar İçin Balık Seçimi
Su Parametreleri
Akvaryum Seçimi ve Filitrasyon
Akvaryum Hobisi
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir