Loading...
Canan DervişoğluSayı 8

Kedilerin Enfeksiyöz Peritonitisi

Kedilerin Enfeksiyöz Peritonitisi & Feline Infectious Peritonitis (FIP)

Feline infectious peritonitis (FIP), kedilerin tedavisi mümkün olmayan ölümcül bir hastalığıdır. Hastalığa neden olan virüs, Feline Infectious Peritonitis Virus (FIPV)’tür ve Feline Enteric Coronavirus (FECV/FeCoV)’un mutasyona uğramış halidir. Kedilerin bağışıklık sistemini etkiler. 6-23 aylık yavrularda ve 5-13 yaş arası yetişkinlerde daha çok görülür. Bununla birlikte her yaşta görülme olasılığı vardır. Hastalığa yakalanan kedilerden 20 de 1’i hayatta kalmayı başarır. Bir ya da iki kedili evlerde hastalığın görülme oranı 5000 de 1’dir. İran ve Siyam’lar hastalığa yatkın ırklardır.

Bulaşma:
Solunum, sindirim ve bağışıklık sistemini etkileyen virüs daha çok ilkbahar ve sonbaharda etkindir. Aslında Corona virüsü (FeCoV), kedilerin sıklıkla karşılaştığı bir virüstür. Mutasyona uğramadan öldürücü olma riski neredeyse yok gibidir. Kedilerin neredeyse yarısı bu virüsle hayatlarında bir kez karşılaşırlar. Bu oran kedilerin toplu yaşadığı yerlerde daha da artar. Belirtiler genelde ateş, ishal ve halsizlik şeklinde olur. Ama neredeyse yüzde yüze varan oranlarda kediler bu virüsün hastalığını yenebilirler. Corona virüsünün kedilerin rahatça atlattığı bu hastalığı, virüsün mutasyon geçirmesiyle ölümcül FIP‘e dönüşür.
FeCoV (Feline Enteric Coronavirus) çok yaygındır, özellikle de bir arada toplu halde yaşayan, büyük gruplar halinde bulunan kediler (pet shoplar, kedi pansiyonları ve üretim çiftlikleri vs.) risk grubundadır. Virüs kediden kediye temas yoluyla geçer, yayılma yoluysa genelde dışkıdır. Virüsün yayılması genelde “dışkılama -> dışkıyla temas -> tüy yalama” şeklinde olur. Kontamine mama kapları, ortak kullanılan yatak ve kıyafetler de bulaşmada önemlidir.
Bilimsel görüşlere göre FeCoV %2 ila %10 oranlarında FIP virüse dönüşür (FIPV). Bu mutasyonun nasıl gerçekleştiğine dair viroloji bilimi kesin veri sunamamaktadır. Şu halde FeCoV’lü kedilerin %92-%98’i basit belirtilerle hastalığı atlatırken geri kalanlarda hastalık öldürücü FIP‘e çevirmektedir.


FeCoV’nin yaygınlığına rağmen birçok enfekte kedide FIP gelişmez. FeCoV bazen hiçbir klinik belirti vermez, fakat bazen hafif üst solunum yolu enfeksiyonuna neden olabilir. Böylece, hiçbir klinik belirti vermeyen bir kedinin FeCoV taşıyıcısı olabileceği ve virüsü diğer kedilere bulaştırabileceği asla unutulmamalıdır. FeCoV ile enfekte kedilerde virüs mutasyona uğrayıp FIP‘e sebep olabilir. Bu risk genç ve yaşlılarda fazladır. Viral mutasyonda genetik faktörlerin de etkisinin olduğu düşünülmektedir.
Klinik Bulgular:
FIP‘te genel olarak aşağıdaki belirtiler görülür. Ama bu belirtilerin görülmesi FIP tanısının konulabilmesi için yeterli değildir:
• İştahsızlık ve kilo kaybı
• Ateş
• Halsizlik ve durgunluk
• Karın bölgesinin şişmesi
• Görme sorunları, gözün sulanması ve gözde renk değişimi
• Solunum sorunları: Üst solunum yolu problemleri veya solunum güçlüğü
• Denge sorunları
• Genel psikolojik durumda değişme, keyifsizlik

FIP‘in iki ana formu vardır: Effusive (ıslak) ve non-effusive (kuru). Her iki formu da ölümcüldür. Islak form daha sık görülür (vakaların 60-70% ıslak formdadır) ve kuru formdan daha hızlı ilerler.

• Effusive (ıslak) form Islak FIP:
Kuru FIP‘e göre daha öldürücüdür ve kediye daha çok rahatsızlık verir. Kan damarlarında yaptığı deformasyonla sıvının karın bölgesinde ve doku aralıklarında birikmesine sebep olur. Akciğer üzerine basınç olduğundan bu sıvı ara ara alınabilir.
Karın boşluğu ya da göğüs içinde sıvı birikmesi ile karakterize olan ıslak form, solunum güçlüğüne neden olur. Karın bölgesinde genişleme gözlenir. Diğer bulgular iştahsızlık, ateş, kilo kaybı, sarılık ve ishaldir
• Non-effusive (kuru) form:
Hastalığın, ıslak FIP‘e göre daha yavaş ilerleyen, daha zor gözlemlenen türüdür. İştahsızlık, kilo kaybı, tüylerde kalitesizleşme, sarılık belirtiler arasındadır. Vücutta sıvı birikimi söz konusu değildir. Göz bulguları ve sinirsel bulgular (yürümede ve ayağa kalkmada güçlükler, felç) bu formda gözlenebilir. Belirtiler yavaş geliştiğinden ve nispeten hafif olduğundan tanı zor konur.

Tanı:
Tanı, otopsi haricinde kesin olarak konulamaz. Ancak birden çok yapılan testlerin her biri için güvenilirlik artacaktır. En sık kullanılan testler kan testleridir:
1. Kan testi: Bu test kan serumunda FeCov ile ilgili molekülleri (antikorları) araştırır. Testte, titre seviyesinin 3.200’ün üstünde olması hastalıktan şüphelenme nedenidir. Ancak kan değerlerindeki oynama nedeniyle belli bir süre sonunda test tekrarlanmalıdır. Ayrıca test kedinin FeCoV ile bulaşık olup olmadığı hakkında bilgi verir, yani virüsün mutasyon geçirip FIP olduğu ya da geçirmediği hakkında bilgi vermez.
2. Elisa testi*: Bir tür kan testi
3. RT-PRC testi*: Dışkı ve ağız içi mukoza testi
4. FA testi*: Doku ve karın içinde biriken sıvı için test
5. Karında biriken sıvının incelenmesi: Islak FIP‘te karında biriken sıvıyı inceler. Sıvıda protein oranının 35 g/L’yi geçmesi ve albümin/globulin’in %50’den büyük olması şüphelenme sebebidir. Hastalık sebebiyle karında biriken sıvı karakteristik olarak, kıvamlı, sarı (altın sarısı) ve bulanıktır.
6. Röntgen ve ultrason: Karında biriken sıvının ve bölgenin belirlenmesinde kullanılır.
7. Otopsi: Kedi öldükten sonra kesin tanı için yapılır. Amaç, ölen kediyle birlikte yaşayan kedilerin risk durumunu belirlemek olabilir.
(*Bu üç testte de birinci testte olduğu gibi söz konusu bölgede “antikor” düzeyi araştırılır.)
Korunma:
• Hijyen
FeCoV, salya ve dışkıyla bulaştığından kedinin ve ortamın temizliği çok önemlidir. Virüs 4-6 hafta arası kuluçka süresine sahiptir. Kedinin FeCoV ile karşılaşmaması için kumu, mama kabı, ortam temiz tutulmalıdır. Kedinin bakım ve temizliği düzenli yapılmalıdır.
• Beslenme
Kedinin iyi, kaliteli bir kuru mamayla dengeli beslenmesi, hastalığa karşı korunmada bağışıklık sistemini destekleyeceğinden katkıda bulunabilir.
• Stres
Stres FeCoV’un FIP‘e dönüşmesinde etken olarak görülür. Kedinin psikolojisinin iyi olması sadece bu hastalığa değil diğer hastalıklara karşı korunmasında da önemlidir. Ev içi ve dışında kedinizi strese sokabilecek nesne ya da durumları en aza indirmeye çalışın.
FIP‘e karşı aşılar:
Phizer firması, hastalığa karşı “Primucell” adında bir aşı geliştirmiştir. Aşı, %50-%60’lar oranında koruyucudur. Kesin koruma sağlamaz. Ayrıca 16. aydan itibaren kullanılabilmektedir. Hasta kedilerde bağışıklık sistemi etkilendiğinden, rutin aşıların kesilmesi gerektiği düşünülmektedir. Konu hakkında veteriner hekimlere danışılmalıdır.

Tedavi
FIP‘in kesin bir tedavisi yoktur. Tedavi sadece semptomatiktir (belirtilerin ortadan kaldırılmasına yönelik). Semptomatik tedaviyle hasta kedinin daha uzun ve rahat yaşaması sağlanabilir. Çalışmalar devam etmektedir. Bağışıklık sistemi güçlendiriciler, interferonlar, vitamin kürleri (özellikle C vitamini), antibiyotik desteği en önemli tedavi araçları arasındadır.
FIP belirtileri kolaylıkla gözden kaçabilir. Herhangi bir kronik ishal durumunda, olağandışı halsizlik veya solunum yolu enfeksiyonu durumunda mutlaka veteriner hekiminize danışmalısınız.
Sadık dostlarınızla birlikte sağlıklı günler dilerim…

Vet.Hek. Canan DERVİŞOĞLU

© Bu sitede bulunan tüm yazılar Kültür Bakanlığının 2564-7350 ISSN numarası ile koruma altındadır. Kopyalama yapılamaz, çoğaltılamaz ve kaynak gösterilse dahi yazının tamamı ya da bir kısmı yayınlanamaz.

Yazarın Diğer Yazıları


Pika
Otitis Eksterna
Kedilerin Enfeksiyöz Peritonitisi
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir