Loading...
Refet Ali YalçınSayı 5

Yeni Başlayanlar İçin Balık Seçimi

Yeni Başlayanlar İçin Balık Seçimi
Bir arkadaşınız kedim öldü dediğinde diğer arkadaşınız ona neden diye sorar ancak siz balığım öldü dediğinizde, neden sorgulayan arkadaş bulamazsınız, çünkü balık ölümü doğal karşılanır. Balığın ölümünü doğal gibi gösteren şey sadece onlara iyi bakılmaması değil, aynı zamanda doğru balığı almamaktır. İyi esnaf malı satarken değil alırken kazanırmış. Biz de balığı alırken kazanacağız. Geçen sayıda uzunca azot döngüsü temelli bir makale yazmıştım. O makaledeki bilgileri bilmek balığa iyi bakmak için gerek şart ancak yeter şart değil. Sağlıklı, doğru balığı almayıp, iyi tank arkadaşları seçmedikçe akvaryumunuzda istediğiniz kadar iyi bir azot döngüsü kurun, balıklarınızı kaybetme riskiniz fazladır.
Bildiğim kadarıyla balıkların akvaryumcuya geldiği iki kaynak var birisi yerli üreticiler, diğeri ise ithalat. Yerli üretim balıklar genellikle daha sağlıklı olur. Hem Türkiye şartlarında hepimizin akvaryumlarına yakın pH ve sertlikte suda yetiştirilmiş olmaları hem de daha kısa yolculuk yapmış olmaları onların akvaryumumuza adaptasyonlarını kolaylaştırır. Yerli üretim makbul desek de ne yazık ki yerli üretim balık çeşidi talebe kıyasla düşük kalmakta dolayısıyla da akvaryumcuda gördüğümüz balıkların birçoğu yurtdışından gelmektedir. Özellikle Uzakdoğu’da balık ihracatı yapan firmalarda balık fiyatları çok uygun, orta boy bir plati 0.15 dolar, 4 cm fahaka puffer 1 dolar civarında. Yurtdışı fiyatlarını gördüğümde ithalatçı ve akvaryumculara fahiş fiyatlara balık sattıkları için oldukça sinirlenmiştim. Sonra gördüm ki çoğu alandaki çarpıklık burada da var ve kimse öyle büyük paralar kazanmıyor. İthalatın en büyük masrafı balık değil taşıma ve gümrükleme masrafı, hatta çoğu zaman bir torba balığın masrafı balıktan daha pahalı oluyor. Konunun balık seçimi ile ilgisi tam olarak burada başlıyor, taşıma ve gümrük maliyetlerini düşürmek için balıklar akşam 6’daki metrobüse rahmet okutacak seviyede bir sıkışıklıkta, kimi zaman balık hacmi kadar su hacmi olan torbalarda geliyor. Bu paketlemeye çılgın paket anlamına gelen crazy pack diyorlar. Balıklar bu halde saatlerde yolculuk yapıyorlar, hatta kimi zaman metabolizmaları yavaşlasın, yolda da panik ve stres olup fazla oksijen tüketmesinler diye taşıma sularına böbreği ve karaciğeri zorlayacak anestezik madde de ekleniyor. Ardından gümrüğe girip orada da bekliyorlar. Her ne kadar içine cep sobası (heat pack) atılmış strafor kutularda gelseler de suları soğuyor ve üstüste gelen bu kötü şartlar onları hastalığa çok açık bir hale getiriyor.

Beta

İthalatçı gelen balıkları alıp akvaryumlarına açıyor, ölüleri ayıklıyor, daha önceden problem çıkarttığını tecrübe ettiği balıkları suya sarı renk veren bir ilaç olan nitrofurazon attığı akvaryumlara açıyor. Akvaryumculara SMS atarak ithalatımız gerçekleşmiştir, yarın sabah gelip balık alabilirsiniz diyor, ertesi gün akvaryumcular buradaki balıkları alıp, balıkları 2. günlerde 3. farklı sularına atıyorlar. Şimdiye kadarki bölümden çıkarılacak en açık ders şudur, akvaryumcuya yeni gelen balığı çok iyi görünseler de almıyoruz. Bu durumun tabi ki dezavantajı var, hoşunuza giden bir tür için gitme planınız yokken bir hafta sonra tekrar akvaryumcuya gitmeniz gerekebiliyor; bu sürede balık bitebiliyor; altum, çikolata gurami gibi balıklar varsa 1 hafta sonra gelseniz akvaryumcunun öldürme ihtimali yüksek oluyor. Siz belki aylar yıllarca bir daha rastlayamayacağınız bu türü reverse osmoslu akvaryumunuzda yaşatacaksınız ama aklınızda kalmış o güzel balığı haftaya ya daha kötü durumda ya da ölü halde bulabiliyorsunuz. Böyle çok özel nedenleriniz varsa alın ama mutlaka karantinada tutun. Karantina detaylarını yazının devamında paylaşacağım.
Beklemiş balığın problem yaratma ihtimali, yeni gelmişe göre daha düşüktür ancak balığı almadan önce kontrol edilmesi gereken çok daha fazla koşul ve detay var. Bunlardan en önemlisi o balık sizin akvaryunuza uygun mu? Uygunluk kelimesini açarsak, balığa uygun su şartları, uygun tank arkadaşları ve uygun tank hacmine sahip olup olmadığımızı ve balığın özel şartlar gerektirip gerektirmediğini bilmemiz lazım. Bunun için balık almaya gitmeden aklınızdaki balıkları belirleyip, internetten ve kitaplardan üstteki dört parametreyi kontrol edip, bu türlerin size ve sizin akvaryumunuza uygun olup olmadığını kontrol etmeniz, eğer uygunsa türleri alınık listesine eklemeniz lazım. Balığın istediği özel şartları; su şartları, tank arkadaşları ve tank hacmine girmeyen özelliklerdir. Örneğin kuru yemi kabul etmeyen, düzenli olarak canlı veya dondurulmuş yem sağlanması gereken, çok iyi sıçrayıcı olan ve akvaryumunun üzerinin tamamen kapalı olması gereken balıklar var. Kimi puffer türlerinin arada sudan çıkarılıp, ıslak bir havluya yatırılıp fazla uzayıp yem yemesini engelleyen dişinin tırnak makasıyla kesilmesi gerekiyor, bazı balıklarsa bitki yiyerek tanka uyumsuzluk yapıyor. Süpriz yaşamamak için türe özgü özellikleri iyi araştırdıktan sonra balık almak gerekli. Alabileceğimiz balıkları netleştirip gittikten sonra sıra balık seçmeye geldi. Madde madde sayacağım bu listede en önemli şey görsel tanışlık. Bir akvaryumda 10 tane minik yavru var, ve arkadaşınız gördüğü ikisini size “aa bak ne güzel yavrular” diyerek işaret etti, siz bir tane bile göremiyorsunuz. Bir süre sonra gördünüz, bundan sonra o akvaryumdaki diğer yavruları çok daha hızlı farkedip, hatta arkadaşınızın göremediği birkaç tanesini siz ona göstereceksiniz. Çünkü artık ne aradığınızı çok iyi biliyorsunuz. Siz onu görmeden arkadaşınız size bunu mükemmel betimlese bile sizin o yavruları görmenizin size kattığı farkındalığı yaratamaz, bu nedenle alacağınız balığı daha önce beslemediyseniz aşağıdaki maddelere göre sınamadan önce göz tanışlığı edinmeniz lazım, bunun içinse en iyi yol o türlerle ilgili videoları youtube gibi sitelerden izlemek. Evet beslemek kadar iyi değil ama yine de fotoğraftan bakmaktansa daha etkili.

Dikkat edeceğimiz şeyler ise şunlar:
1- Balık yeme geliyor mu? Elinizi suyun üstüne götürünce balıklar birbiriyle yarışarak parmağınıza ulaşmaya çalışmalı. Japon balıkları gibi türler sudan çıkacak gibi daha istekli, kardinal tetra gibi türler daha az istekli olabilir ancak balıkların vatoz gibi kendi halinde türler olmadıkça size tepki vermeleri lazım. Akvaryumcudan balıklara biraz yem atmasını isteyebilirsiniz, balık yemi yiyor, ağzından alıp atmıyorsa bu testi geçti demektir. Bu testten kalması onu yaramaz bir balık yapmaz ama üzerindeki şüpheleri arttırır. Yeni başlayansanız riske girmeyin.
2- Yüzgeçleri berrak ve lekesiz imi? Beyaz benek gibi parazitler ve mantarlar daha az korunaklı olduğundan vücuttan önce yüzgeçlere bulaşır. Yüzgeçleri olması gerektiği gibi olmalı, beyaz bulutumsu yapılar, noktalar olmamalıdır. Böyle yapılar varsa o balığı da, o akvaryumdaki başka balığı da almayın.
3- Yüzgeçler açık mı? Betta, canlı doğuranlar ve pek çok cichlid türü normalde yüzgeçleri açık yüzen türlerdir. Yüzgeçlerini kapatmışlarsa bu; ya kötü su, ya da hastalık habercisidir. Almayın.
4- Akvaryumda sağlıklı bir şekilde yüzüyor mu? Sıkıntılı balıklar su altında ya da dipte hareketsiz durur. Tabi diğer maddeler gibi burada da balığın karakteristiğini bilmek lazım, halfbeak ve balta balıkları su üstünde durur, vatozlar, corydoraslar dipte yüzer. Balık kendi karakteristiği dışında davranıyorsa sorun vardır, almayın. Balık dururken kolluk takmış çocuk gibi su yüzeyine çıkıyor ve aşağıya doğru batmak için çaba harcıyorsa yüzme kesesi problemlidir, almayın. Akıntıya direnç gösteremiyor akvaryumda sürükleniyorsa ciddi sorun vardır, almayın. Eğer bu sıkıntılı balık canlı doğuran gibi bir türse o tanktan hiçbir balık almayın. Onlardaki bu tip balığı dipte oturmaya, su yüzeyinde kalıp yüzgeç kısmaya iten hastalıklar yüksek derecede bulaşıcı oluyor, sağlıklı görünen balıkta hastalık kuluçka sürecinde olabilir ve alınca sizde hastalanabilir.
5- Soluk alıp vermesi normal mi? Yeni yem yemiş, suyunda oksijeni az veya hasta olan balıklar genellikle hızlı nefes alır. Akvaryumcular hem çok sayıdaki balığı hobici gibi iyi beslemek maliyetli olacağı, hem aç balıklar daha hareketli olduğu, hem de tok balığın poşette çok oksijen tüketip çok amonyak salacağı için taşınması riskli olduğundan balıkları fazla beslemezler. Hızlı nefes alan balık varsa şüpheye düşmeniz lazım. Yine yem yeme kontrolü yapmalı, yem yiyorsa almalısınız.
6- Balığın formu yerinde mi? Bunu anlamak için göz tanışlığı çok önemli. Formu zayıf balığın kafatası vücuduna oranla çıkık olur ve kafatasından vücuda geçiş düz değil, kafatasından sonra çökerek gerçekleşir çünkü balık zayıflayıp kendi etinden, kasından, yağından yemiştir. Yurtdışından yeni gelen balıklarda bu sorun olmaz, aksine uzun süredir akvaryumcuda kalmış türlerde gözlenir. Kimi deniz balıkları, cüce cichlidler ve discuslar ya çok az yem yer ya da yem yemez ve bu onları bir ya da birkaç ay sürecek yavaş bir ölüme götürür. Yavaş yavaş zayıflayarak ölürler, bu yola girmiş bir balığı erken dönemde döndürmek mümkün olsa da zaman geçtikçe döndürmek çok zorlaşır. Yeterli yem yiyen ama iç paraziti olan balıklarda ise karın çöküklüğü görünür, bir süre sonra karın çöküklüğüne vücudun incelmesi, balığın düz değil S çizerek yüzmesi ve beyaz dışkı yapması eklenir ve balık ölür. Formsuz balıkları almayın. Formsuz akvaryumdaki balıkları alırken de dışkılarına bakın, balığın dışkısı ince ip gibi veya beyaz değilse alabilirsiniz.
7- Balığın karnı aşırı şiş mi? Balıkların karnı farklı nedenlerden dolayı şiş olabilir. Çok yem yeme, dişilerin yumurta toplaması, eggbound denilen dişilerin yumurtlayamamasından kaynaklı tıkanıklık yaşayıp aşırı yumurtayla dolması, karının enfeksiyonlu suyla dolması, poli-kistik böbrek sendromu gibi sebepler buna örnek verilebilir. Eggbound olma durumu kötü, karının mikroplu su toplaması daha kötü, böbrek problemi ise en kötüsüdür. Burada en belirleyici şey yine balığın yem yemesidir. Karın şişliği böbrek sorunu veya enfeksiyondan kaynaklı olan bir balık yem yemez, eğer yem yemeyen karnı şiş bir balık varsa asla almayın.
8- Balıkta sürtünme var mı? Sürtünme pek çok şeyin habercisi olabilir ancak sıklığı ve nasıl sürtündüğü çok önemlidir. Tanganyika gölü videolarında dahi balıkların sürtüğünü gözlemek mümkün. Sürtünmenin en sık nedeni parazit ve kötü su şartlarıdır. Balığın 1-2 defa sürtünmesi ile fikir sahibi olmak doğru dolmaz, ancak sık sık sürtünüyorsa, solungacını özellikle 3-4 defa arka arkaya taşa, bitkiye sürtüyorsa parazit olma ihtimali yüksek. Balıklar beyaz benek hastalığına yakalandığında henüz benekler çıkmadan da bolca sürtünürler. Durum solungaç paraziti de olabilir. Solungaç parazitiyse alıp praziquantel ile basitçe tedavi edilebilir ama özel veya bulunmaz bir tür değilse riske girmeye gerek yok.

Guppy

Akvaryumcu dışında hobicilerden de balık alabilirsiniz. Balığı görüp almak, bu mümkün değilse de en azından almadan önce yanında günün gazetesini görerek güncelliğinden emin olacağınız, en az bir dakikalık videosunu, içinde yem yediği bir an ile beraber izlemek iyi olacaktır. Hobicilerden balık almanın avantajı oturmuş balık alacak olmaktır, dezavantajı ise bir akvaryumcu kaliteli balığını para kazanmak için satmak ister, ancak hobici kolay kolay istemez. Sıkılıp tür değiştirecekse iyi ancak, balıkta hastalık olabilir, uzun süre uğraşıp balıktaki bir problemden ötürü yavru alamamış olabilir, kendine 2 erkek 8 dişi bir koloni kurup kalan erkekleri elden çıkarıyor olabilir. Dikkatli olmak lazım.
Balıkları getirdik ve akvaryuma koyacağız. Eğer şehirdışından veya çok uzun yoldan getirdiysek durum hayli riskli. O suda karbondioksit birikti ve pH düştü, siz suyu bir leğene açıp içine bir de hava taşı atınca karbondioksit hızlıca uçacak, pH hızla yükselecek, pH’ın ani değişmesine ek olarak balığın yol boyunca solungacından saldığı ve düşük pH yüzünden amonyum olarak duran atık amonyağa pH ile aynı hızda dönüşüp balığı zehirleyecek. Bunu engellemek için açar açmaz amonyak giderici kullanabilirsiniz, eğer asidik bir güney amerikan türüyse, suyum zaten asidik olduğundan balıkları hiç alıştırmadan pat diye akvaryuma atıyorum, Tanganyika türlerinde ise çok daha dikkatli oluyor, önce amonyak giderici atıyor, sonra yavaş yavaş (az sonra yazılan gibi) alıştırıyor öyle akvaryuma alıyorum. Eğer 1-2 saatlik kısa yoldan getirdiyseniz balığı bir kovaya açıyorsunuz, konulacağı akvaryumdan hava hortumu ve vanası vasıtası ile dip çeker gibi o kovaya ince ince akvaryum suyundan su karıştırıyorsunuz. Diyelim ki kovada bir birim su var, ilk 10 dakika 1 birim su daha gelecek kadar yavaş yavaş su ekliyoruz, ikinci 10 dakika vanayı biraz daha açıp 2 birim su daha ekleyip toplamda 20 dakika sonunda kovadaki suyu 4 birim suya ulaştırıp, bir 10 dakika daha bekleyip 30 dk sonunda balıkları ana akvaryuma salıyoruz. Malawi ve orta amerikanlar gibi su değişikliğine karşı toleranslı balıklarda bu süreyi kısaltabilirsiniz.

Eğer yeni akvaryum kuruyorsanız karantinaya gerek yok, ancak oturmuş, hali hazırda balıklarınız varsa aldığınız balıktan emin değilseniz karantinaya alın. Güzel bir karides akvaryumu olacak bir mini tankı karantina için boş tutmak hepimizi mutsuz ediyor ama yıllarca emek verdiğiniz balıkları dışarıdan gelen bir tür yüzünden yitirmek daha mutsuz ediyor. Ben karantina tankı ayırmıyorum, yavruları büyüttüğüm ya da su piresi yetiştirdiğim akvaryumlar oluyor, 1 haftalığına onları yavruluğa veya başka kaba alıp, karantinaya yer açıp sonra karantina bitince tekrar eski yerlerine alıyorum. Karantinayı akvaryum içnideki suların karıştığı bir yavrulukta yapamarsanız anlamı olmaz, ayrı olması lazım. Karantina için 1 hafta ışıklandırmasız, iyi filtre edilen, azot döngüsü oturmuş bir akvaryumda balığa bakmak, 1 hafta içinde hastalık belirtisi göstermiyor ve yem yiyorsa akvaryuma atmak yeterlidir.

Hangi Türü Beslemeliyim?
Bu soru hobideki açık ara en sevmediğim iki sorudan biri, diğeri ise kaç tane balığın var sorusudur. Sadece yeni başlayan birisi bu soruyu sorduğunda durumu hoşgörebiliyorum, hobiyi bilen birisinin bu soruyu sorması son derece üzücüdür. Başkasının zevklerine ve piyasa değerine göre balık bakmak hobi zihniyeti ile bağdaşmaz.
Ben seçim yaparken iki yol izlerim.
1- Beğendiğim bir balık varsa ona yönelik bir akvaryum kurarım, veya balık profillerini, tanıtımları, akvaryumcuyu, videoları vb. gezerken hoş bir balık gördüysem onu incelerim. İstediği şartlara bakarım, gerekli şartları sağlayacağımı düşünüyorsam (su, sıcaklık, ışık, hacim, su değişimi, yemleme, tank arkadaşları vb.) alırım.
2- Beğendiğim bir biyotop tipi varsa ona yönelik bir akvaryum kurarım. Bu biyotopta beraber sorunsuzca bakılacak canlıları alırım.
Yeni başlayanlara ise tür yelpazesini bilmediklerinden türler önerilir, yeni başlayanların akvaryumlarını ilk olarak japon balıkları ve canlıdoğuranlar renklendirirler. Peki bu seçim ne derece doğrudur?
Yeni başlayanlara balık önermek istiyorsak önce nelere göre seçeceğimize, yani kriterlerimize karar vermeliyiz. İlk sırada su şartlarına dayanıklılık gelir, bu yüzden su sıcaklığı – pH’ı oldukça dalgalı ve kirliliğin fazla olduğu sahil bölgelerinde yaşayan balıklar daha sağlam olurken. Açıklarda veya derinlerde stabil sularda yaşayan balıklar genellikle bakması daha zor balıklardır. Kolay balıklarda su değerleri, musluk suyunu yumuşatmaya – sertleştirmeye, asidik – bazik hale getirmeye gerek duydurmamalıdır. Amonyak, nitrit ve nitrata çok duyarlı canlılar olmamalıdır. Uygunsuzluklara ve/veya değişimlere balığın iyi derecede tolere etmesi gerekir. Su şartlarından sonra gelen ikinci özellik balığın karakteridir. Balık akvaryumda saldırgan, huzur bozucu tavırlar sergilememelidir. Üçüncü özellik ise balığın geldiği boydur. Pek çok küçük sevimli balık yeni başlayanların genellikle ilk seçimi olan küçük akvaryumlara birkaç ay içinde sığmaz hale gelebilirler. Bu 3 olmazsa olmaz dışında balığın kolaylığını belirleyen özelliklere sırasıyla; hastalıklara karşı dayanıklılık ve yem seçmemesini ekleyebiliriz.
Bu değerlerle canlıdoğuranları incelediğimizde gerek su değerlerindeki hassasiyetleri, gerekse de hastalıklara karşı dayanıksız olmaları nedeniyle. Canlı doğuranların asla kolay balıklar olmadığını söylemeliyim. Çok zor da değildir, oturmuş akvaryumlarda senelerce bir koloni bakılabilir ancak yeni tanklarda yeni başlayan hobiciler için sorun yaratma ihtimalleri çok fazladır. Sağlamını bulmak ve akvaryuma adapte etmek zordur. Küçük cüsseleri nedeniyle hastalığa karşı fazla direnç gösteremez, cichlidler gibi tedavi şansı verip haftalarca hasta yaşamaz, genelde çok çabuk ölürler. Kötü su şartlarında mantara ve diğer hastalıklara çok kolay yakalanırlar. Özellikle yapay seleksiyon sonucu daha dirençsizleşmiş ve eski sağlamlıkları kalmamıştır, orjinaline yakın olduğu için endler biraz daha dayanıklıdır. Kolay üremeleri insanları cezbetse de, bu kolaylık açısından yanlış bir çıkarımdır. Kolay üremesi ile balığın kolay bir balık olması arasında doğrudan bir bağlantı yoktur.

Japon Balığı
Japon balıklarına göz attığımızda kolaylık olarak canlı doğuranlara kıyasla daha iyimser bir tablo görüyoruz. Sağlam sazansıgillerden yapay ıslah ile üretilmiş, doğada bulunmayan, zaten turuncu renk ve yavaş yüzmeyle avcılardan kaçamayacak insan eli yapımı (bence hiç olmamış olması gereken) bir akvaryum balığıdır. Zaten daha fazla dayandıkları için küçücük fanuslara canlıdoğuran koyulamazken, japon balığı koyulabiliyor. Çamur içinde yaşayabilen atalarını göz önünde bulundurup Japon balığının kötü su değerlerini çok iyi tolere ettiğini söyleyebilirim. Salgıladığı feromonlar yüzünden küçük akvaryumlarda yeterli su değiştirilmezse büyümesi kısıtlanır, küçük kalırlar. Bu balık için gelişim eksikliği açısından kötü, suyu kirletip zehirlenmemesi açısından iyidir. Çok obur ve oksijen canavarı bu türü büyük boyutlarda almamak lazım, su şartlarında daha hızlı bozulmaya sebep olabilir. Japon balığı alırken daha fazla yapay seleksiyona maruz tutulmuş inci gövde, balon göz gibi balıkların diğer az seleksiyonlu varyetelere oranla daha dayanıksız olduğu unutulmamalıdır. Bağışıklık sistemleri daha zayıf olduğundan su şartlarından daha kolay etkilenebilip, hastalıklara da daha kolay yakalanabiliyorlar. Bu yüzden yeni başlayanlarca turuncu düz japon veya en azından altınbaş gibi nispeten daha dayanıklı olanları seçilmelidir. Bölge tutma, yavru bakma gibi sosyal davranış gösteremeyen çok sıkıcı canlılar olduklarını da eklemeliyim.
Amerikan Zebra da sık kullanılan bir başlangıç balığıdır. Su şartlarına tolere olsun, geldiği boyut olsun yeni başlayan balığı olmak için çok idealdir. Ancak ne yazık ki özellikle küçük akvaryumlarda çok ciddi kavga ve ölümlere sebebiyet verip yeni hobicileri hobiden soğutabilirler. Bu bağlamda uyumlu bir çift almak çok önemlidir. Kimi zaman uyumlu çiftler arasında dahi ciddi kavgalar yaşanabilmektedir. Kavga dönemlerinde ayırma, gözlemleme, dekor değişikliği gibi tecrübe gerektiren adımlar gerektiği için başlangıçta uzak durulmalıdır.
Tetrazon; Amerikan Zebra ile benzer özelliklere sahip, dayanıklı ancak sert bir balıktır. Akıntı ve geniş yüzme alanı gibi istekleri de olduğundan Tetrazon da yeterli boyutta bir akvaryum ve yeterli sayıda tetrazon yoksa iyi bir seçim olmayacaktır. Üstelik diğer balıklara da huzursuzluk verirler, uzun yüzgeçli balıkların yüzgeçlerini tırtıklarlar.
Melekler dayanıklılık, su şartlarına tolere ve sertlik bakımından en ideal olan olmasa da, iyi bir yeni başlayan hobici balığıdır. Su şartlarına dayanıklıdır ancak kolay hastalanabilir, parazite açık bünyesi vardır. Dikkat edilmesi gereken bir diğer husus hızlı büyüdüğünden ve yüksekliğinden dolayı hacimli ve yüksek akvaryumlar gerektirdikleridir.
Pangasiuslar (Köpek Balıkları) ise aşırı hızlı büyüdüğünden dolayı diğer özelliklerine dahi bakılmadan 300 litre altı akvaryumlarda düşünülmemesi gereken bir balıktır.
Ramirezi, kakadu gibi amerikan cüce cichlidleri; su şartlarına fazla tolere edemeyen ve fazla yem seçen balıklar olduğundan üstelik de ülkemize gelen balıkların çok büyük yüzdesi akvaryumcularda iyi beslenemeyip zayıf kaldığından yeni başlayanlar için uzak durulması gereken türlerdendir. Başka türler tecrübe edildikten sonra geçilebilir.
Afrika cüce cichlidlerinden Kribensis ise; şartlara uyumu, barışçıl yapısı, uygun boyutu ve hastalığa dayanımı nedeniyle ideal bir yeni başlayan balığıdır. Kribensis ile birlikte zebra danio da harika, uyumlu, sağlam ve sağlıklı yapısı ile çok iyi bir yeni başlayan balığıdır, birlikte uyumla beslenebilirler.

Neon

Neon, kırmızı burun gibi Amerikan Tetraları su şartlarına duyarlı, fazla hata kaldırmayan balıklar olduklarından yeni başlayan hobicilerce seçimi uygun olmayacaktır.
Malawi Cichlidleri; kötü su şartlarına ve hastalıklara dayanıklı olmaları nedeniyle cazip görünse de büyük boyutları ve saldırganlıkları nedeniyle can sıkıcı olabilirler. 1 erkek 4 dişi 8cm civarında Sarı Prenses 120 litre akvaryum için çok uygun olacaktır. Ancak cinsiyet seçimi konusunda işi bilen birilerinden yardım alınmalıdır. Yeni başlayanlarca yapılan en büyük hatalardan biri Malawiler’den 2’şer 3’er toplam 8-10 yavru alıp küçük bir akvaryuma koymaktır. Yavru balıklar doğada sürü halinde gezip beslendikleri için az sayıda, küçük akvaryumda strese girip hastalıklara yenik düşeceklerdir. 6 cm’den küçük malawi almak yeni başlayanlar için uygun değildir. Hatta bu konuda genelleme yapıp yeni başlayanlara hiçbir balığın yavrusunu almamalarını öneririm.
Tanganyika Cichlidleri tür sayısı olarak olmasa da cins olarak Malawiler’den daha çeşitlidir. Fazla büyüyen pek çok tür zaten yeni başlayanları fiyatlarıyla da cezbetmeyecektir. Tanganyika stabil, yüksek pH’lı ve çok temiz bir göl olduğundan Tanganyika cichlidleri’nin hepsi suya karşı hassastır. Belirli derecelerde tolere edebilen olsa da özellikle klora ve amonyak, nitrit, nitrat gibi azotlu köklere tolereleri Malawiler’den çok daha azdır. Malawi’den geçiş yapmak düşünülürse genç veya yetişkin 4cm’den küçük olmayan Brichardiler iyi seçim olacaktır. Uyumlu balık seçilirse; üreme dönemlerinde kavga etmeleri bir yana, kardeşler küçük kardeşlerinin bakımına, yuva korumasına bile yardım ederler.
Klasik beta ve cüce gurami; oturmuş (uzun süre aynı akvaryumda bakılan, yem yiyen, formu yerinde) balıklar olduklarında su şartlarına belirli derecede tolere edebilen, uygun boyutlu, hastalıklara dayanıklı iyi birer yeni başlayan balıklarıdır ancak akvaryumcudan almak risklidir. Colisa guramilerin çoğu dwarf gourami iridovirus (DGIV) adlı bir virüsle gelir. Betalar da oturmamış akvaryumlarda kolayca yüzgeç erimesi yaşarlar. Üstelik erkekleri de tek bakılır ve birbirlerine karşı aşırı agresiftir.

Gurami

Discus çoğu kişiyi hobiye çeken bir balıktır, ancak ulaştığı boy ve kimi zaman çıkmaza sürüklenen kavgalar nedeniyle yeni hobicileri endişelenedirip hobiden soğutabilir. Bu yüzden yeni hobicilerin ilk etapta düşünmemesi gereken bir türdür. Kolay parazit kaparlar, yem yemeleri normal balıklara kıyasla farklıdır. Çoğu balık 1-2 dk’da yer doyar, bunlar 1-2 dakikada yedikleriyle kalırsalar zayıflayarak yavaş ölüme giderler. Tabanı cam akvaryumun dibinde yem kalacak, onu yarım saat – bir saat içinde yavaş yavaş yiyecekler. İleride bir gün alınırısa bu balıkta da yapılacak en büyük yanlışlardan biri küçük discuslardan başlamak olacaktır. Discus büyütmek üretmekten daha zordur. Hastalık kaptırmadan iyi yemleme ve bol su değişimi yapmak lazım, akvaryumcudaki discusları ilk birkaç haftada almazsanız genellikle iyi bakılıp yemlenmediklerinden yanık kalma diye tabir edilen durumu yaşarlar, küçük kalır ve bir daha kaydadeğer miktarda büyümezler.
Unutmayalım akvaryumdaki sorunlarımızın önemli bir kısmı yanlış balık seçimi nedeniyle olmaktadır. Belirtilen tür seçimine ek olarak, ilk başlarda tek tür beslemek, dişi erkek oranı önemliyse işi bilen birine seçtirip satıcıdan garanti almak, karantina tankımız yoksa bir balığın sağlıklı olmasından emin olup birkaç gün gözlemleyip almak gerekir.
Nano (30 lt’den Küçük) Akvaryum İçin Balıklar
1 metrenin binde biri, milimetre; onun binde biri mikrometre, onun da binde biri nanometredir. Yani metrenin milyarda biri nanometre oluyor. Mutfak bezinin bile nano teknoloji diye satıldığı bunun da adına marketing denilerek normal görüldüğü dünyamızda 30 litreden küçük akvaryumlar sadece Türkiye’de değil tüm ülkelerde de nano akvaryum olarak adlandırılıyor. Büyük akvaryum büyük bütçe ve yer gerektiriyor bu nedenle haklı olarak sıkça küçük akvaryumlar (10-30 litre) için canlı önerisi talepleri geliyor. Bu tip akvaryumlarda balık bakmak daha zordur. Nasıl bir poşet çayı, bir çay bardağına ve bir demliğe atınca farklı konsantrasyon oluyorsa, balık da atıklarını 100 litre suya bıraktığında sonuç farklı olur, 20 litreye bıraktığında farklı olur. Ufak hacimli su çok kolay kirlenir, nitrifikasyondan dolayı pH çabuk düşer, sık su değişimi gerektirir. Genellikle balıklar büyük akvaryumda oldukları kadar iyi gelişemez ve sağlıklı olamaz..
Aşağıda önerilen litreler balıkların tek tür ve belirtilen az sayılarda, daha dikkatli ve profesyonel bakımla bakılması gereken litrelerdir. Akvaryum içinde hacim kaplamayacak kaliteli şelale filtreleri, içlerinde bolca substrat koyarak kullanın.
Ocellatus, brevis ve multifasciatus türleri hariç yazan balıkların hepsi bitkili akvaryuma uygundur. Hatta bitkili ortam severler. Bu 3 tür ise salyangoz kabuklu, kayalıklı ortamlardan hoşlanırlar.
Betalar: Beta splendens türleri nanoya göre iri olsalar da, gerek ufak su birikintilerinde, sığ pirinç tarlalarında yaşamaları, gerekse hareketsiz olmaları açısından nano tanklara uygundurlar. 5 litreye bir balık olacak şekilde dişiler veya tek bir erkek bakılabilir.
Badis Badis: Badis badis veya dario dario, birbirine benzer bu iki tür de nano akvaryumlar için oldukça uygundur. Cüce cichlidileri andıran davranışları vardır, ancak daha küçüktürler. Nano tanklarda yavru dahi alabilirsiniz.
Pigme Cory: Boyutları nanoya uygun ancak hareketli oldukları ve yüzmeyi sevdiklerinden 10-30 litre sınırının üst tarafındaki bölmede bakmak lazım. 30 litre civarı uygundur altında pek mutlu olmazlar.
Endler: Yeni başlayanlar için hem uygun fiyatlı hem bulması kolay hem de sağlam olduklarından tercih edilebilir. Çok hızlı çoğaldıklarından popülasyon arttıkça erkek dişi dengesi ve genç nesil korunacak şekilde balık sayısı azaltılmalıdır.
Kiraz barb: Renkli, dişi erkek ayrımı kolay, akvaryumda bol bitki varsa yavrusunu dahi görebileceğiniz bir türdür. 5 litreye 1 tane olacak şekilde 1 erkek 2-3 dişi konulabilir.
Cüce kalem balığı: Bulması zor olsa da barışçıl, korkak olmayan ve 3-4 adet sürü halinde bakılabilecek bir alternatiftir.
Ember Tetra: Yine çok güzel rengi ve uygun boyutuyla 3-4 adet konulabilecek bir sürü balığıdır.
Galaksi Rasbora: Erkeği muhteşem kırmızı ve yaldızlara sahip olan bir tür, bu listedeki favorim olan nano balık. 5 litreye 1 balık düşecek şekilde konulabilir.
Boraras maculatus (Cüce Rasbora)ve Boraras brigittae (Sivrisinek Rasbora): Akvaryumculara çok kücük boyda gelir, büyütmesi uğraştırıcıdır büyğyünce de 1.5 – 2 cm olurlar. Tam nano balığı ama bulmak da zor, büyütmek de.
Killifishler: Diğer önerdiğim türlere göre büyük ve hareketli olsalar da genellikle sığ ve dönem dönem kuruyan sularda yaşadıkları için küçük akvaryumlara kolayca uyum sağlarlar. Belgesellerde Afrika’da bir filin çamurdaki ayak izinde biriken suda yaşadığını görebilirsiniz. Yaşadıkları su birikintisi mevsimsel olarak kuruduğu için yumurtaları artemia yumurtası gibi sudan ayrılabilir (nemli bir torf-toprak içinde) bir süre sonra suya konulduğunda tekrar canlanırlar. Tabi dişiler hazır olmadıklarında doğadaki gibi zıplayıp başka birikintilere kaçamayacakaları için ya tek erkek bakmalısınız, ya da dişi hazır değilken ayıracağınız bir bölme ya da akvaryum olmalı. Akvaryumların üzerini kapatın, iyi zıplayıcıdırlar.
Pigme Puffer: 2.5-3 cm olan gerçek bir nano türü. Tatlı su pufferıdır. 30 litre bir akvaryumda 1 erkek 2 dişi bakılabilir. 12 litrede tek olarak da bakabilirsiniz. Diğer balıkların kuyruklarını didiklerler. Tek eksi yönleri dondurulmuş yemi bile çoğunlukla reddedip canlı artemia, canlı su piresi ve minik salyangozlar ile beslemelisiniz.
Karides
Amano ve kaya karidesi gibi iri türler hariç hemen her tür karides 5 litreye bile olur, ancak karidesler amonyağa ve ağır metallere daha duyarlıdır çok daha dikkatlice kurulum yapmalı, iyi filtrasyon kullanmalı, dikkatli yemleme yapmalısınız.
Meksika Cüce Kereviti: Agresiflikleri yüzünden karidesler kadar kolay bakılamasalar da, bol saklanma yeri (borucuklar, kütük, bitki vb.) konularak nano akvaryumlarda bakılabilirler. Özellikle bu küçük akvaryum boyutlarında balıkları kolay yakalayabilecekleri için tek tür beslenmelidirler. Popülasyon, erkek sayısı ve saklanma yeri dengesi uygun olmazsa, kolu bacağı kopmuş kerevitler görebilirsiniz.
Ocellatus ve Brevis: Bu iki tür de 30 litrede bakılabilirler. Küçük akvaryumdaki kolay su değeri değişimini engellemek için dipte kH tamponlayıcı aragonit veya başka bir kalsiyum karbonatlı kum kullandığınızdan emin olun. İki tür de gezmeyi sevmez, kabuk etrafında yaşam sürerler bu yüzden nanolara uygundurlar. Ocellatus brevisden biraz daha küçük ve hareketlidir, harem için de uygundur, 1 erkek 2-3 dişi bakılabilir. Brevis daha iridir ve tek eşlidir, 1 erkek 1 dişi uygundur. İri kayalar kullanmayın, az olan su hacmini daha da azaltmamaya özen gösterin.
Neolamprologus multifasciatus: Eğer 30 litrenin altında kabukçul bakacaksanız (20 litre’den aşağı da inmeyin) brevis ve ocellatus değil multi beslemelisiniz. Erkek en fazla 5 cm olurken dişi 2.5 cm’e ancak gelir. 20 litre’ye kadar bakabilirsiniz. İri kayalar kullanmayın, az olan su hacmini daha da azaltmamaya özen gösterin. Bu türde de üstte önerilen kum tipinden kullanın. Yüksek pH‘lı bu akvaryumlarda amonyağın daha tehlikeli olduğunu unutmayıp düzenli su değişimlerine ek olarak anlık kontrol için cama yapıştırılan anlık amonyak ölçer kullanılması oldukça faydalı olacaktır.
Nanoda Olmayacak Bazı Türler: Kılıç plati gibi canlı doğuranlar 30 litre üzerinde bakılmalıdır, 30 litre altı hareketli bu balıklara yetersiz olur. Apistogrammalar 20 litrelerde olmasa da, 30 litre’de bir çift bakılabilirler ancak erkek – dişi ilişkisi devamlı kontrol edilmesi gerekir, dişi dayak yiyip yemden kesilmemelidir. 60 litre üzerinde 1 erkek 3-4 dişi bakmak daha iyidir. Ramireziler apistolar gibi değildir, geophaguslardır, gezmeyi severler küçük akvaryumda stres olurlar. Japon balıkları kendileri bile nano tank kadar olurlar. Bu obur ve oksijen canavarı türleri büyük akvaryumlarda besleyin. Hızlı yüzen ve iri balıklardan kaçının, bu balıklar küçük akvaryumda zorluk çekerler. Brichardi daffodil gibi türler 30 litre veya aşağısında mutlu olmazlar, Tanganyika seviyorsanız kabukçullarda kalın.

İyi hobiler.

Dr.Refet Ali YALÇIN

© Bu sitede bulunan tüm yazılar Kültür Bakanlığının 2564-7350 ISSN numarası ile koruma altındadır. Kopyalama yapılamaz, çoğaltılamaz ve kaynak gösterilse dahi yazının tamamı ya da bir kısmı yayınlanamaz.

Yazarın Diğer Yazıları


Akvaryumlarda Filtrasyon
Artemia
Suyu Yumuşatmak
Işıklandırma Seçimi
Azot Döngüsü ve Yeni Tank Sendromu
Yeni Başlayanlar İçin Balık Seçimi
Su Parametreleri
Akvaryum Seçimi ve Filitrasyon
Akvaryum Hobisi
Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir